Alice Harikalar Diyarında

Çoğu kitaba “çocuk kitabı” damgası vurarakgeçmişe gömeriz. Varsa bi kütüphanemiz belki birgün çocuklarımız falan okur diye rafa kaldırıp ömür billah kapağını açmayız. Bazen içlerinde küçükken taam oalrak kavrayamayacağımız mesajlar olabilir. Hatta belki Küçük Prens’de olduğu gibi doğrudan bir gönderme bile olabilir. Sormaya kalksak çoğu insan içindeki çocuğu öldürmemiştir. İçinizdeki çocuğu 5 dakikalığına ödünç alıcam :)

“Alice Harikalar Diyarında’yı şöyle böyle herkes bilir. Çocukken okuduğumuz bir çocuk romanıdır, Ya da çizgifilm olarak izlemişizdir. Fakat sanırım böyle yaparak kaçırdığımız şeyler var. Gerçekten güzel şeyler var. Felsefi anlamda bile…

Kitapta şöyle bir dialog geçer:

Alice came to a fork in the road. “Which road do I take?” she asked.
“Where do you want to go?” responded the Cheshire cat.
“I don’t know,” Alice answered.
“Then,” said the cat, “it doesn’t matter.”
~Lewis Carroll, Alice in Wonderland

Türkçe meali ise yaklaşık olarak şöyle:

Alice bir yol ayrımına gelmişti. “Hangi yolu seçmeliyim?” diye sordu.
“Nereye gitmek istiyorsun?” diye sordu Çizgili kedi.
“Bilmiyorum.” dedi Alice.
“O zaman” dedi kedi, “farketmez.”
~Lewis Carroll, Alice Harikalar Diyarında

Bir düşündüm de, gerçekten ne yapacağımıza karar vermek için o kadar fazla vakit harcıyoruz ki. Gideceğimiz yerlerden kıstığımızın farkında değiliz. “Nereye gitmek istiyorum?” diye sormalıyız kendimize. Cevap “bilmiyorum”sa yola devam… Hangi taraftan mı? Ne bileyim karar veremiyorsanız bırakın bozuk para sizin yerinize karar versin. :)

Dip not: Arkadaşlar bişeyler karalamak için yakıt olarak yorum kullanıyorum yorumlarınızı esirgemeyin :)

Hayal

Bir süredir tembellik yapıp birşeyler yazmadığıma dair şikayetler alıyorum. Hak vermiyor değilim. Neden yazmadığımı bilmiyorum ama belki ilham belki istek meselesi. Herneyse birşeyler karalamamnın zamanı gelmişti. İşte, umarım beğenirsiniz.

———————–

Görebiliyorum heryeri kaplayan beyaz örtüyü,
Tek bir kar tanesi olmasa bile ortada;
Hissedebiliyorum kılın soğukluğunu kıştan eser kalmasa bile,
Soluyabiliyorum serin havayı ve ayılabiliyorum…

Hissedebilyorum güneşin tenimi yaktığını,
Duyabiliyorum dalgalarını sesini,
Ve o hafif meltemin verdiği rahatlığı,
Uzakta bile olsa o günler hissedebiliyorum.

Görebiliyorum dağların arkasını, ve okyanusların…
Sadece bir resimden ilham alıp orada olabiliyorum.
Hiç gitmediğim bir yere gideibliyorum.
Hiç gidilmemiş bir yere, bazen hiç varolmayanlara bile…

Hayal edebiliyorum çünkü…
Aslında birçok şeyin tutsağı olsak da hayatta;
Kendi yarattığımız kelepçelerle bağlasak da kendimizi,
Ben bile zaptedemiyorum kendi zihnimi, kendi hayallerimi.

Yaşayabiliyorum kendi dünyamda.
Sanki savaşlar hiç olmuyormuş gibi,
Çocuklar hiç aç kalmıyormuş gibi,
En azından gözlerimi kapattığım birkaç dakika…