Ağlamak

Ağlar insanoğlu…

Bazen hüzün kaplar yüreğini.
Lanet okurken belki geçmişe, geleceğe
Her soluk alış verişinde,
Bir yaranın acısını çekerken…
Acısını akıtır,
Zehri akıtır gibi…
Üzüntüden ağlar….

Konuşamaz bazen,
Tutulan dili yerine,
Gözleri koyuverir haykırışını.
Heyecandan ağlar….

Çıkmaz olur düşünceleri bazen.
Binbir gece bıraksan,
Binbir gece yürüyüp…
Hiçbir yere varamaz yine de.
Bir damla gözyaşı çıkar o çıkmazdan.
Çaresizlikten ağlar….

Bir sevinç vardır bazen içinde.
Belki alışık olmadığından…
Ne yapacağını bilemez bedeni
Bildiğini yapar yine;
Mutluluktan ağlar bu sefer…

Hiçbirşey yoktur bazen de.
Üzülecek,sevinecek, kafa yoracak…
Uzun zamandır da ağlamamıştır hatta.
Durup bakarken dışarı,
Koyuverir birkaç damla;
Öylesine ağlar…

Ağlar insanoğlu
Sadece bazen;
Islak değildir gözyaşları…

31.10.2007

Çalan şarkı: Opeth – To bid you farewell

Fırtınalı şafak

Her zaman öyle sakin olmaz gün doğumu,
Her zaman tatlı bir kızıla boyanmaz gökyüzü.

Islak olmalıdır bazen…
Sağnak yağar bardaktan boşalırcasına.
Ve tatlı sesi yerine kuşların,
Öfke dolu kükremesi duyulur bazen bulutların.

Ağırdan aydınlanmaz hava hep,
Gelmeyi bekleyen puslu aydınlıktan önce,
Yıldırımların ışığıyla kaybolur gölgeler.

Güneşten önce,
Bulutların gösterisidir bu…
Uykuları bölecek kadar korkunç,
Ve korkunç olduğu kadar güzel…

2007 yazı.
Fırtınalı bir günde sabaha karşı…