Ölümler, Şehitler ve İnsanlık üzerine

Ey iyi insanlar,

Her ölenle yüreğimiz yanar belki.
Ama öldürerek de bitiremezler bizi.
Her ölenin yerine bir yenisi gelir.
Bu şekilde yenilemeyiz.

Ama yüreğimizi öfkeye esir edersek,
Ateşiyle yakarsak insanlığımızı…
İşte o zaman kaybederiz.
O zaman yıkılırız.
O zaman bölünürüz.

Eğer gözümüz dönerse.
Cana kıymayı göze alırsak insanın ne yaptığına bakmadan,
Damarındaki kana, anasına, babasına göre yargılarsak,
Adalet değil de intikam ararsak.
Biz de cani olursak,
Aç bırakırsak,
Hor görürsek,
Herkesin insan olduğunu unutursak,
İşte ancak o gün yeniliriz.

Her şeye rağmen insan olabilirsek,
Öfkeye yenik düşmezsek,
Düşünürsek,
Merhamet duyabilirsek bir de,
Geriye sadece sabretmek kalır.

Haksızlık

Haksızlık aslında nerden baksan,
Nereye varacağını bile bilmeden,
Seçmek zorunda olmak yolları.

Nerden baksan haksızlık,
Kaynarken kanın damarlarında,
Bütün yanlışları yapmak için çıldırırken ruhun,
Her şeyi denemek isterken,
Karar vermek zorunda olmak,
Hem de doğru kararı,
Hem de bir doğru olup olmadığından emin bile olmadan,
Kanın da kaynarken damarlarında üstelik…

Haksızlık aslında,
Herşey çok kolayken,
Birden bütün dünyanı taşımak zorunda olmak,
Kendine karşı sorumlu olmak bile zorken,
Başkalarının isteklerini de taşımak omuzlarında.

Haksızlık aslında,
O kadar özgür olmak isteyip,
Uçmaya çalışmak,
Onca yük bağlıyken ayaklarına.

Haksızlık aslında genç olmak,
Ama genç gibi olamamak.
Haksızlık aslında yaşlanmak,
Ama çocuk olmaya çalışmak…

17.09.2011
Sinan Onur ALTINUÇ

İnternet, filtreler, sansür ve yasaklar…

Son zamanlarda çok fazla tartışılan TİB tarafından getirilen filtrelemeyle ilgili bir şeyler yazmak istedim.

İnternetteki haber sitelerinde, televizyonlarda gazetelerde bu konu çokça tartışıldı çokça yazılıp çizildi. Tartışılması çok güzel  ama bana göre bu konudaki genel problem insanların meseleyi tam anlamıyla anlamayarak eleştirmesi yada savunmaya çalışması ve meseleyi bütün olarak görmekten çok kendilerini ilgilendiren parçalarına bakmaları. Kimi insanlar youtubeun yasaklanıp yasaklanmayacağının derdinde. Kimileri acaba bir gün facebooku da kapatabilirler mi diye korkuyor. Kimisi internetten pornografik içerikleri takip edemeyeceğinin derdine düşmüş. Bazı insanlar blogların yasaklanıp yasaklanmayacağıyla ilgileniyor. Aslında ilgilerin dolayısıyla korkuların farklı olması gayet doğal. Herkesin kendi istediği şeyi savunması da öyle. Ama her zaman için meseleyi bir bütün olarak görmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Böylece bizi ve ülkemizi ne şekilde etkileyeceğini daha net görmüş oluruz.

Başlangıç noktası olarak sanırım en uygun şey bu kararın kendisini okumak olur. Buradan ulaşabilirsiniz. Fakat kararın tamamını doğru şekilde anlayıp yorumlayabilmek için hem teknik olarak yeterli seviyede bilgiye hem de ne dediğini düzgün anlayıp ne şekilde kullanılabileceğini kavrayabilmek için belirli miktarda hukuk bilgisine ihtiyaç duyuluyor. İkisinin kesişimi pek de büyük bir insan topluluğunu kapsamadığından tek başına kararı okumak yeterli olmayabiliyor. Benim görüşüm açıkçası okuduğum yorumlarla şekillendi. Zaten bu konuda en güzel içeriği de sosyal medyada gördüm şimdiye kadar.

Ön bilgi olarak DNS ile uygulanan yasaklar hakkında kısaca bir bilgi verip nasıl çalıştığını ve DNS değiştirerek bu yasakalrı nasıl aştığımızı açıklamaya çalışayım (Bu konuda zaten bilgi sahibi olanlar aşağıdaki paragrafı atlayabilirler):

DNS(Domain Name System) Türkçe’ye “alan adı sistemi” olarak çevrilebilir. Tarayıcılarınızda sitelere girmek için kullandığınız (genellikle sonu com,net,org gibi olan) adres çubuğuna yazdığınız metinler aslında internet üzerindeki bir verinin adresini temsil eder. Fakat ulaşmak istediğiniz sunucu bu isimle doğrudan anlamlı değildir. (bilgisayarcı insanlar sayıları metinlerden daha anlamlı bulmuşlardır hep) İnternette bilgisayarları birbirinden ayıran ve bağlantı kurulmasını sağlayan IP sistemidir. İnternete bağlı bilgisayarların bir IP adresi vardır. Sizin ulaşmak istediğiniz siteler de bir IP adresine sahip sunuculardır. Sizin DNS olarak girdiğiniz numara da aslında bir IP adresidir. Yaptığı iş ise sizin verdiğiniz isimdeki siteye hangi ip adresinden erişilebileceğini söylemektir.

Peki DNS kullanarak bir site nasıl yasaklanır? Aslında basit… Siz yasak olan bir siteye erişmeye çalıştığınızda sizi o siteninki yerine başka bir adrese yönlendirir. Standart olarak size sağlanan DNS sunucuyu kullandığınızda genellikle bu yüzden yasakla karşılaşırsınız. DNS sunucusunu değiştirmek yada host dosyasını değiştirmek gibi yöntemler sizi doğru adrese yönlendirerek bunu etkisiz kılar.

22 Ağustosta yürürlüğe sokulması planlanan uygulama internet servis sağlayıcılarına (Telekom, Superonline, vs…) bir merkezi denetim getiriyor. Yasak olan siteler merkezi bir veri tabanında belirli durumda olacak ve insanların kullandığı pakete göre bu sitelere erişilmesi sınırlandırılacak. Fakat DNS yasağından farklı olarak yanlış adrese yönlendirmeye gerek kalmadan o IP adresiyle olan iletişimi tamamen engellediği için DNS değiştirme yöntemi işe yaramayacak. O siteye doğrudan erişmek mümkün olmayacak. Fakat hiçbir şekilde erişilemeyeceği konusu doğru değil. “Avcı nice al (hile) bilirse ayı onca yol bilir.” demişler =) Fakat problemimiz zaten bu değil.

Bu konuda söylenen temel şey standart paketin şu anki durumdan farksız olduğu ve abartıldığı yönünde. Ama bence bu savdaki temel yanlış, şu anki durumda mahkeme kararıyla engellenmiş sitelere erişmediğimiz varsayımı üzerine kurulmuş olması. Yani paketiniz standart paket olsa dahi bir sitenin erişime kapatılmasında bir engel yok. Karardaki orjinal ifade “mevcut mevzuata uygun” şeklinde. Fakat mevcut mevzuat kavramı kararnamedeki bir çok ifade gibi biraz muğlak. Yani herhangi bir sitenin bir sebepten dolayı mevcut mevzuata uygun olmadığı düşünülürse yasaklanmış olacak.

Diğer bir mesele de bu yasakları bir şekilde aşmanın cezalandırılmasına zemin hazırlaması. Aslına bakılırsa doğrudan kararnamede bu konuya değinilmemiş. Fakat internet servis sağlayıcılarla yaptığımız sözleşmelerde bunun sözleşmeye dahil edilmesi ve bu konuda yaptırım uygulanması söz konusu. Fakat mahkeme kararıyla engellenen bir siteye erişildiğinde bunun hukuki anlamda suç kabul edilip edilmeyeceği konusunu bilmiyorum. Hukuk onusunda bilgili bir arkadaş bizi aydınlatırsa da iyi olur. Benim açımdan hala muğlak olan mevzulardan birisi.

Bir de yasak kelimeler listesi mevzusu var. Alan adı isimlerinde belli kelimelerin kullanılmasını yasaklayan bir uygulama var. İlk bakışta çok saçma görünmese de listenin içerisinde “haydar, Yasak, hayvan, baldız, girl, hikaye,sıcak, nefes, şişman, teen, yerli” gibi sözcüklerin olması bu listeyi hazırlayanların nasıl bir ruh hali içinde olduğu konusunda beni düşündürdü. Bu kelimelerin sadece düşündükleri anlamda kullanılabileceğini düşünüyorlarsa en masum ifadeyle “akılları fesat”.

Özetlemek gerekirse kullanıcıların güvenliğini sağlamak için bir hizmet olarak ortaya atılıyor bu filtre uygulaması. Ama asıl mesele böyle bir hizmeti istemeyenlerin de mecburi olarak bazı sitelere erişim derdinden kurtarılarak zorunlu olarak bir hizmet verilmesinde ve erişimlere merkezi bir denetleme getirilmesinde. İnternet erişimlerini çeşitli şekillerde sınırlandırmak için bir çok uygulama mevcut. Bu hizmeti isteyen kişiler zaten kullanıyorlar. Bunu genelleştirmek ve standart pakette bile belirlenen belli sitelere erişmeyi engellemek en genel tabiriyle yanlış bir uygulama.

İnterneti kitap ve dergilerle aynı mantığı kullanarak denetlemek gibi bir durum söz konusu. Daha önce youtube,blogger, wordpress yasaklarında gördüğümüz gibi bir kişinin kendisi zararlı bulmadığı halde belli yerlere erişmekten “korunduğu” bir sistem ve mantık var maalesef. Bir şekilde bir gerekçe bulunarak erişilmesi istenmeyen yerlere erişimi engellemek de kaygı duyulan noktalardan biri. İnsanlar doğal olarak yaptığı yazdığı çizdiği şeylerin yada okumak görmek istediği şeylerin başkalarının görüşüne göre “uygunsuz” olduğu için yasaklanacağı fikrinden rahatsız.

Bu konuda rahatsızlık duyanları bir şekilde kendi sitelerinde, kullandığı sosyal ağlarda tepkisini dile getirmeye ve internet özgürlüğünü savunan uygulamaları desteklemeye davet ediyorum. 15 Mayıs’ta da yurdun bir çok yerinde bir yürüyüş olacak.

En geniş kapsamıyla bu hareketi sadece istediğimiz sitelere girmek için değil aynı zamanda çevrimiçi ortamdaki özgürlüklerimizi korumak ve geliştirmek için desteklemeliyiz.

Yararlı bir kaç bağlantı aşağıda:

Eklemek yada düzeltmek istediğiniz noktaları lütfen iletin.

Erdemler, Dinlemek ve Anlamak Üzerine…

Aslında başka bir yerde yazdığım bir şeydi. Ama söylemek istediğimi iyi ifade ettiğini düşündüm bir anda, paylaşmak istedim. Bir kaç ufak değişiklikle… Düz yazı yazmak çok sık yaptığım bir şey olmadığından sanatsal yanını pek umursamayıp doğrudan anlatmak istediğime giriyorum:

Bence bir insanın sahip olabileceği en önemli vasıflardan biri diğer insanları dinleyip onların görüşlerine değer verebilmektir. Lafın gelişine söylemiyorum bunu her kelimesini ima ederek söylüyorum.

Bir söz vardı:

“Bizi doğrulayanı dostça kabullenir,karşı çıkana da inatla direniriz, oysa sağduyu tam tersini gerektirir.”

Çoğu insan da kendisine yönelik eleştirileri bir şekilde haksız çıkartmaya çalışır. Başkalarının verebileceği tavsiyelere aslında ihtiyacı olmadığını düşünüerek gözardı eder. Ama aslında dinlemesini bilene çoğu insan çok iyi tavsiyeler verebilir. Bana göre bazı insanların en büyük başarısı insanları dinleyip anlayabilme kabiliyeri.

Büyük insanların konuşmalarından çokça etkileniriz. Aslında epey de iyi konuşurlar. Ama asıl büyük etken burada bizim onları dinlemeye ve anlamaya hazır ve istekli olmamızdır. Çünkü bize sıradan bir insan tarafından söylendiğinde dikkate almayacağımız şeyler söylerler genellikle.

Yani bence:
Oturup dinlersek her insanın güzel bir hikayesi vardır.
İstersek çoğunun verebilecek güzel tavsiyeleri vardır.
Gururumuzu yenip rica edersek çoğu insan yardım eder bize.
Kendi zekamıza daha az güvenmekle daha zeki oluruz aslında.
Sandığımızın aksine güvenirsek genelde insanlar bizi hayal kırıklığına uğratmaz.
Ancak anlamaya çalışırsak anlaşılabiliriz.
Genellikle saygıyı ve sevgiyi gösterdiğimiz kadar görürüz.

Yeni Hayat

Ucu kırılan kalemimi yeniden açıyorum artık,
Yeni hayatımı yazıyorum.
Koca günleri geçirmeye çalışıp ardarda,
Yıllardan kaçıyorum…
Ufak mutlulukları kovalıyorum artık.
Yarı zamanlı yaşıyorum.

Sinan Onur ALTINUÇ

Önerilen şarkı:

Uzun zamandır buraya bir şeyler koymadığımı farkettim. Aslında bunu yazalı bir süre oluyor ama buraya yeni koyuyorum. Yorumlarınız beni yüreklendirecektir yazmaya. :)

Pennywhistle Hobbit Theme

Bir süre önce aldığım pennywhistte’ımla kaydettim.

Yüzüklerin Efendisi’nin filmindeki “Concerning Hobbits” Temasının başında çalan kısmı kaydettim.

NOT:Clarke D Pennywhistle’la çalınış ve laptop’un standart mikrofonuyla kaydedilmiştir.

Bilişim Geyikleri

Bu yazı bu adresteki yazının. Uğurcan Ergün tarafından bu adresteki çevirisidir. Bilginize…

Geyikler çok hoşma gittiğinden ben de paylaşıyorum.

50. “Some things Man was never meant to know. For everything else, there’s Google.”
50-İnsanoğlunun asla bilmemesi gereken şeyler vardır.Geri kalan her şey için Google var.

49. “Failure is not an option — it comes bundled with Windows.”

48. “Computer games don’t affect kids; I mean if Pac-Man affected us as kids, we’d all be running around in darkened rooms, munching magic pills and listening to repetitive electronic music.”
48-Bilgisayar oyunları çocukları etkilemez.Kastettiğim odur ki eğer küçükken Pac-Man den etkilenseydik hepimiz karanlık bir odada katır kutur şeker yiyip sürekli tekrar eden elektronik bir müzik dinleyerek koşuşuyor olacaktık.

47. “COBOL programmers understand why women hate periods.”

46. “Artificial Intelligence usually beats natural stupidity.”
Yapay zeka genellikle doğal ahmaklıktan üstündür.

45. “To err is human… to really foul up requires the root password.”

44. “Like car accidents, most hardware problems are due to driver error.”
44- Donanım sorunları trafik kazaları gibidir çoğunluğu sürücü hatalarındandır.

43. “If at first you don’t succeed; call it version 1.0″
43- İlk defada beceremezsen adını 1. sürüm koy

42. “If Python is executable pseudocode, then perl is executable line noise.”
42-Eğer Python çalıştırılabilir sözde kod ise o zaman perl çalıştırabilir klavye tıkırtısıdır.

41. “Programmers are tools for converting caffeine into code.”
41-Programcılar kafeini koda çeviren faydalı araçlardır.

40. “Why do we want intelligent terminals when there are so many stupid users?”
40- Bu kadar ahmak kullanıcı varken akıllı terminalleri niye isteriz ki ?

39. “I can’t uninstall it, there seems to be some kind of ‘Uninstall Shield’.”

38. “See daddy ? All the keys are in alphabetical order now.”
38- Gördün mü baba ? Artık bütün tuşlar alfabetik sırada.

37. “Hey! It compiles! Ship it!”
37- Aha! Program derleniyor ! Hadi yollayalım!

36. “SUPERCOMPUTER: what it sounded like before you bought it.”
36- SÜPERBİLGİSAYAR: en azından almadan önce öyle görünüyordu.

35. “Yo moma is like HTML: Tiny head, huge body.”

34. “Windows Vista: It’s like upgrading from Bill Clinton to George W. Bush.”
34-Windows Vista : Bill Clinton’u bırakıp George W. Bush’u almak gibi

33. “The more I C, the less I see.”

32. “Life would be so much easier if we only had the source code.”
32-Sadece kaynak kodumuz olsaydı hayat çok daha kolay olurdu.

31. “My software never has bugs. It just develops random features.”
31-Programımda hata yok sadece rastgale özellikler üretiyor.

30. “The only problem with troubleshooting is that sometimes trouble shoots back.”

29. “Crap… Someone knocked over my recycle bin… There’s icons all over my desktop…”
29-Hass…. Birileri çöp kutumu devirmiş.Bütün masaüstümde simgeler var

28. “Relax, its only ONES and ZEROS !”
28- Rahatla onlar sadece birler ve sıfırlar.

27. “rm -rf /bin/laden”

26. “I don’t care if you ARE getting a PhD in it ! Get away from that damn computer and go find a woman !”
26- Üzerinde doktora yapıyor olsan da umrumda değil kahrolası bilgisayar başından kalk ve kendine bir sevgili bul.

25. “The great thing about Object Oriented code is that it can make small, simple problems look like large, complex ones.”
25- Nesneye yönelik programlama ile ilgili harika olan şey ufak,basit problemleri büyük ve karmaşıkmış gibi gösterebilmesidir.

24. “If brute force doesn’t solve your problems, then you aren’t using enough.”
24- Eğer kaba kuvvet sorununuzu çözmüyorsa yeterince kullanmıyorsunuz demektir.

23. “Programming is like sex, one mistake and you have to support it for the rest of your life.”
23- Programlama sekse benzer tek hatayla ömrünüz boyunca destek olmanız gerekir.

22. “Unix is user-friendly. It’s just very selective about who its friends are.”
22- Unix çok kullanıcı dostudur.Ama dostlarının kim olacağı konusunda baya seçicidir.

21. Microsoft: “You’ve got questions. We’ve got dancing paperclips.”
21- Microsoft: Sorularınız varsa danseden ataçlarımız var.

20. “I’m not anti-social; I’m just not user friendly”
20- Asosyalden ziyade kullanıcı dostu değilim.

19. The world is coming to an end… SAVE YOUR BUFFERS !”
19- Dünya’nın sonu geliyor tamponlarınız koruyun.

18. “If you don’t want to be replaced by a computer, don’t act like one.”
18- Bir bilgisayarın seni işinden etmesini istemiyorsan onlardan biriymiş gibi davranma.

17. “Better to be a geek than an idiot.”
17- Ahmak olmaktansa geek olmak yeğdir.

16. “I went to a gentleman’s cybercafe — and they offered me a ‘laptop dance’.”

15. “After Perl everything else is just assembly language.”
15- Perlden sonra bütün diller assembly gibidir.

14. “The Internet: where men are men, women are men, and children are FBI agents.”
14-İnternet adamların adam,kadınların adam ve çocukların FBI ajanı olduğu yerdir.

13. “There are 10 types of people in the world: those who understand binary, and those who don’t.”
13- Dünya’da 10 tip insan vardır ikili düzen anlayanlar ve anlamayanlar.

12. “Difference between a virus and windows ? Viruses rarely fail.”

11. “Hacking is like sex. You get in, you get out, and hope that you didn’t leave something that can be traced back to you.”
11- Hackerlık sekse benzer seni bulabilebilecek bir şey bırakmadığını umarak girer ve çıkarsın.

10. “1f u c4n r34d th1s u r34lly n33d t0 g37 l41d”

9. “Helpdesk: There is an icon on your computer labeled “My Computer”. Double click on it.
User: What’s your computer doing on mine?”
9- Teknik Servis:Masüstünüzde Bilgisayarım diye bir simge var ona çift tıklayın.
Kullanıcı:Bilgisayarının benimkinde ne işi var.

8. “I think Microsoft named .Net so it wouldn’t show up in a Unix directory listing.”
8- Bence Microsoft .Net adını Unix dizin sisteminde gözükmesin diye koydu

7. “If debugging is the process of removing bugs, then programming must be the process of putting them in.”
7- Eğer hata ayıklama, programı hatalardan temizleme işlemiyse programlamada o zaman hataları yerleştirme işlemi olmalı.

6. “Computer dating is fine, if you’re a computer.”

5. “Any fool can use a computer. Many do.”
5- Herhangi bir ahmak bile bilgisayar kullanabilir.Çoğu kullanıyor

4. “Hardware: The parts of a computer system that can be kicked.”
4- Donanım: Bilgisayarların tekmelenebilen kısmı.

3. “Those who can’t write programs, write help files.”
3- Program yazamayanlar yardım dosyaları yazarlar.

2. “You know you’re a geek when… You try to shoo a fly away from the monitor with your cursor. That just happened to me. It was scary.”
2- Geek olduğunuzu ekrana konan sineği fare imleciyle kovalamaya çalıştığınızda anlarsınız.Başıma geldi korkunçtu.

1. “Computer language design is just like a stroll in the park. Jurassic Park, that is.”
1- Programlama dili tasarlamak parkta gezinmeye benzer ama Jurassic Park’ta

Çaresizlik

En kötüsü ne biliyor musun
Kendini bile anlayamamak…

Bağırmak istediğinde,
Tek bir kelime bile bulamamak haykıracak,

Ağlamak istediğinde,
Neye ağladığını bile bilmeden ağlamak.

Bütün öfken biriktiğinde parmak uçlarında,
Delicesine yumruklamak istemek duvarları sebepsiz yere…
Bir tek duvar bile bulamamak üstelik.
Gevşetmek parmaklarını çaresize…

Ve onca seçenek arasında,
Hiçbir şey bulamamak yapacak…

Onca insan arasında olmak,
Ve yalnız kalmak aslında…

Bir tuali baştan aşşağıya siyaha boyamak,
Kalın bir notayı dinlemek sürekli müzik diye…

Ayna diye bir resme bakmak,
Bilmeden senelerce…

Sinan Onur ALTINUÇ

Gökkuşağını Yakalamak

Gökkuşağı gibi mutluluk aynı,
Görmek istediğin bütün renkler,
Bir araya gelmiş gibi.
Bütün güzellikler bir arada sunulmuş sana.
Bir parça kırmızı heyecan,
Biraz mavi özgürlük,
Biraz yeşil huzur…

Gökkuşağını kovalamak,
Mutluluğu kovalamak gibi aynı.
Senin her adımında,
Bir adım daha uzaklaşır senden.
Ne kadar hızlı koşarsan ona doğru,
O kadar hızlı kaçar senden.
Üstelik de
Altında yatan bir kazan altın,
Umrunda bile değilken…

Asıl garip olan,
Heryerdedir aslında gökkuşağının renkleri.
Ama hepsini bir arada istersin sen.
Oysa ki sadece görebilirsin gökkuşağını,
Dokunamazsın…

30.06.2010
Sinan Onur ALTINUÇ

Apple, Adobe ve Web Standartları

Bildiğiniz gibi Apple’ın iPad’lerde Flash’ı desteklemeyeceğini(izin vermeyecekleri) açıklaması büyük tartışmalar yaratmıştı. Yakın zamanda Apple’ın kurucusu ve CEOsu Steve Jobs, Flash hakkındaki düşüncelerini bir açık mektupla duyurdu. Mektupta genel olarak

  • Tamamen Adobe’un malı olduğu için Açok (Open) Web standartlarına uymadığı
  • Webdeki videoların çoğu Flash arayüzlü olsa da çeşitli uygulamalarla onlara erişilebileceği
  • Flash’ın yeterince güvenli bir sistem olmadığı
  • Güç tüketiminin fazla olduğu
  • Dokunma ile sağlanan etkileşimin verimli kullanılamaması
  • Flash ile uygulama geliştirilmesinin geliştiricileri kısıtlaması, yarı standart uygulamalar üretmesi ve platformun özellikleri etkili kullanamaması

konularına değinmiş. Atrıca Flash’ın HTML5 gibi standartların gelişmesiyle pek de gerekli olmayan bir teknoloji olacağını düşünüyor.

Apple tarafından bakınca haklı oldukları noktalar olduğunu söylemek gerek. Fakat burada dikkat çekilmesi gereken daha önemli noktalar var. Flash konusunda söylediklerinde haklı olması Steve Job’un tutumunu haklı çıkartmıyor. Özellikle sattığı cihazların kullanımı konusunda kendi kullanıcılarını ne kadar kısıtladığını ve iPhone ve iPadlere uygulama geliştirmek için sadece Mac kullanabildiğimizi, Apple Store dışında yazılım yükleyemediğimizi göz önüne alırsak, Apple’ın özgürlük, açık standartlar gibi kavramlar üzerinden Adobe’u eleştirmesini biraz garip karşıladım.

Apple’ın kullanıcının kullandığı yazılımları ve platformları bu kadar kısıtlaması işin garip bir tarafı. Standart olarak flasın gelmemesi, tavsiye edilmesi fakat yine de bunun kullanıcının tercihine bırakılması çok daha etkili bir çözüm olurdu.

Özetle Adobe’ın belli konularda haksız olması Apple’ı bu konuda haklı yapmıyor bence.

Bu düşüncelerimin üzerine FSF’dan (Free Software Foundation) John Sullivan’ın yaptığı bir açıklama konuyu bence daha net bir biçimde ele alıyor.

Steve Jobs’un açık standartların ve özgür webin önemine dikkat çektikten sonra ortaya koyduğu çözümün saçma olduğunu savunuyor ve insanların Adobe’un tescilli yazılımlarıyle Apple’ın duvarlarla çevrilmiş bahçesi arasında bir seçim yapmaya zorlandığını özgürlüğün ikisiyle de alakasız olduğunu anlatmış.

Hele şükür birisi duygularımıza tercüman olmuş…