Tag: hayat
Yolculuk
sinanonur tarafından Ara.11, 2009 tarihinde, kategoriler: Edebiyat, gidişat, hayat, Şiir
Keşke, yolculuk etmek kadar basit olsa hayat.
Ne kadar hızlı gittiğini sen bilirdin o zaman,
Manzara güzelse yavaşça giderdin.
Sıkıldıysan da basıverirdin gaza…
Bir anmış gibi gelmezdi sevinçler,
Ya da üzülmek zorunda kalmazdın geceler boyu.
Durup keyfini çıakrta bilirdin manzaranın.
Şöyle bir bakardın doya doya,
Azında kalan tatla yetinmek zorunda kalmazdın o zaman.
Ne zaman istersen,
O zaman devam ederdin yola…
Hiç dönmeyecek olsan bile belki,
Dönebileceğini bilerek yaşardın.
Üzülmeden kaçırdıklarına,
Bir özlem olmadan geçmişe,
Ve belki de pişman olmadan…
Yolculuk gibi olsaydı hayat,
Haritası olurdu bir de.
Yanlış yöne gitmezdin.
En yakın kavşantan dönerdin gitsen bile,
Kaybolmaktan korkmadan yaşardın o zaman…
Sinan Onur ALTINUÇ
07.12.2009
Yalan
sinanonur tarafından Eyl.24, 2009 tarihinde, kategoriler: Edebiyat, Kategorilenmemiş, hayat, Şiir
O kadar kolay ki söylemek,
Hemen anlatıvereyim isterseniz.
Hayallerinizin peşinden koşun diyeyim.
Siz varsınız bir tek bu dünyada,
Kırın zincirlerinizi,
Yelken açın diyeyim yeni sulara.
Hep duymak istediklerinizi söyleyeyim.
Yapmak isteyip de,
Kalkışmayı bile beceremediğiniz,
Ama düşlediğiniz şeyleri anlatayım.
Bilseniz de gerçeği,
Ben size yalanlar söyleyeyim,
“Evet aslında.” deyin diz de,
“Çekip gideceksin buralardan.”,
“Ufak bir sahil kasabasına yerleşeceksin.”
Öyle bir kasaba olduğundan değil ya,
Laf olsun diye işte…
Ben anlatayım,
Siz dinleyin isterseniz.
Sizi bağlayan zincirlerden bahsetmeyeyim hiç.
Yelkenleri açınca öylece,
Birdenbire gidebilecekmiş gibi gibi yapalım.
Söylemek yasak olsa bile,Bilerek kalmaya mahkum olduğumuzu…
Şunu da bilin ama,
Laflan, şiirlen olmuyor bu işler.
Bilin ki gidebilecek olanlar,
Çekip gittiler bile…
Sinan Onur ALTINUÇ
01.09.2009 05:25
Yalandan Yaşamak
sinanonur tarafından Eyl.01, 2009 tarihinde, kategoriler: Edebiyat, hayat, Şiir
Yalandan yaşıyoruz be kardeşim.
Hangimiz gerçekten düşünüyoruz ki mesela.
Bencil olmayı bile yüzümüze gözümüze bulaştırıyoruz.
Kendimize bile bir hayrımız olmuyor çoğu zaman.
Bakasını düşünmek desen,
İstemiyor zaten çoğumuz,
Boş ver diyoruz,
Boş ver sen mi kurtaracaksın dünyayı.
İstese bile güç bela yetiyor aklımız.
Medeniyiz diyoruz.
Gökdelenler dikiyoruz,
Köprüler yapıyoruz.
Bir yandan yapıyoruz medeniyet adına,
Bir yandan yıkıyoruz hangimizin sopası daha büyük diye.
Açlıktan ölebiliyorken hala insanlar nasıl medeniyetse?
Uzaya gidiyoruz güya.
Kim nereye gitmiş ki DÜnyadan.
Gitmiş de nereye varmış daha?
Bir gün gidilir belki ama,
Şimdilik sıkışıp kalmışız dünyada.
Orayı da zehir ediyoruz kendimize.
Medeniyiz ya güya,
Kendi evimize pisliyoruz resmen.
Özgürüz diyoruz.
Zindanlarda yaşayıp özgürlük masalları anlatmak bizimkisi.
Her şeyimiz diyoruz, olmadan yaşayamayız…
Bir pencereden başka bir şey değil aslında özgürlük.
Camdan bakmak da özgür olmak.
Belki diyoruz,
Bir gün biz de çıkarız.
Aşk şarkıları söylüyoruz.
Kimisi için her şeyin adı aşk.
Çok kolay yani aşık olmak.
Kimisine göre zaten yok.
Kimisi arasa da bulamamış hiç…
Çoğumuz bir haberiz yani.
Ama yine de düşmüyor şarkılar dilimizden.
14.08.2009
Sinan Onur ALTINUÇ
Kayıp
sinanonur tarafından Mar.21, 2009 tarihinde, kategoriler: Edebiyat, felsefe, gidişat, hayat, Şiir
Önce kalemimi kaybediyorum.
Kaybettiğimi bile anlamayacak kadar,
Uzun süre aramıyorum
Ay ışığını kaybediyorum sonra.
Orada olduğunu bilip avunmak için bile,
Bakmaya yeltenmiyorum.
Heyecanımı kaybediyorum,
Korkunç bir soğuk kanlılıkla,
Şaşırmıyorum artık…
Coşkuyu kaybediyorum.
Sevinebiliyorum ama,
Mutlu olmadan…
Sesleri kaybediyorum.
Bir kitap sayfasında yazanlar gibi,
Duyuyorum ama notalar olmadan.
Renkleri kaybediyorum.
Elmanın rengi hala kırmızı ama,
Yaprağınkinden o kadar farklı değil artık.
Kafamı kaldırıp yukarı bakıyorum.
Ay gerçekten de yok bugün.
Gözlerimi kapatıyorum,
Bu kez görüyorum…
Bir ses duyuyorum,
Bir tane daha…
Müzik gibi, farklı birbirinden.
Gözlerimi açıyorum,
Karanlıkta pek belli değil ama,
Gökyüzü başka renkte topraktan.
Ve masanın üstünde bir kalem duruyor.
Kaybettiğim kalem hem de…
Sinan Onur ALTINUÇ
22.03.2009
Aç kal, Budala kal
sinanonur tarafından Mar.05, 2009 tarihinde, kategoriler: felsefe, gidişat, hayat
Bazen hayatımızda ne yaptığımızı sorguladığımız noktalara giriyoruz. Şartlar yüzünden sürekli şikayet ediyoruz. Gelcek kaygısından, bulunduğumuz ortamın bize yapmak istediğimiz şeyi yapmamıza izin vermediğinden yakınıyoruz. İnsanların ne kadar acımasız, ne kadar vefasız olduğundan yakınıyoruz.
Kişisel gelişim kitaplarındaki klişeler gibi olacak ama kusura bakmayın:
Oysa fark edemediğimiz bir nokta var.
-Aslında yapmak istediğimizi yapmamıza izin vermeyen sadece kendimiziz. Ve istediğimiz şeyi yapmaya cesaretimiz olmadığından, elimizdeki şeyleri kaybetmeye korktğumuzdan suçu da dünyaya atmaktan hiç de çekinmiyoruz.
-Aslında acımasız olan kendimiziz vefasız olan da… Hem de İlk önce kendimize karşı… Gerçekten sevmediğniiz bir şey yaparak gerçekten başarılı olmayı nasıl bekleyebiliriz? Ya da gerçekten mutlu olmayı…
İşte bazen bunun gibi sorularla meşgul ederiz beynimizi. Aslında cevapları her yerdedir. Yani ne bileyim, sokakta kime sorsanız zaten size hayallerinin peşinden koşmanızı söylemez mi? Eğer koşmuşsa bunu bir başarı hikayesi olarak dinleriz. Eğer koşmamışsa kendi durumundan şikayet eden birisinin konuşmasını… Ama ana fikir sanırım aynı. Binlerce kişisel gelişim kitabında yazan şeyin özeti…
Ama öyle görünüyor ki bizim dinlememiz için bir sebep olması lazım. Ve de öyle alelade değil de güzelce anlatılması lazım. Beynimize kazınması lazım yani…
İşte bu yüzden ben böyle söylesem de yine de beni dinlemeyeceksiniz. Buraya kadar geldiyseniz mutlaka okumuşsunuzdur fakat birkaç dakika sonra hiçbir şey olmamış gibi devam edeceksiniz.
Belki benden daha büyük birileri daha güzelce anlatırsa daha etkili olur.
Dilerim hepimiz hayatın sunduklarına karşı hep aç kalabiliriz.
Hepimiz karşımıza çıkanları yılların verdiği bıkkınlıkla değil, bir budalanın şaşkınlığı ve heyecanıyla karşılayabiliriz ve heyecanımızı kaybetmeyiz.
Dilerim ben de kendi anlattıklarımı yakın zamanda unutmam. Ve dilerim ki ilerde böyle şeyleri anlatabiliyor olurum ve insanlar da beni dinler.
Hikaye
sinanonur tarafından Kas.30, 2008 tarihinde, kategoriler: Edebiyat, Eğlence, hayat, Şiir
Hayat bazen,
Hiç bitmeyecekmiş gibi başlayıp,
Hiç başlamadan biten hikayelerdeki gibi.
Kavuşmak nedir bilemeden,
Ayrılığı öğrenmek gibi…
Hiç görmeden güneşi,
Atılmak gibi penceresiz bir hücreye,
Kaybetmek gibi,
Neyi kaybettiğini bile bilmeden kaybetmek…
Sinan Onur ALTINUÇ
30.11.2008
Şarkı önerisi: (benim için klasik olsa da) Opeth – To bid you farewell
Sanırım içim dışımdan daha melankolik olacak ki. Böyle bişeyler çıkıyor yazmaya kalkınca. Yakın zamanda neşeli bişeyler de denemek lazım. Yorum yazan arkadaşlara bir kez daha teşekkür ediyorum. Galiba birileri girip çıkıyor ama takip edilmeme motivasyonu insanı bazen yazmaktan alıkoyuyor insanı.
Aynı Son
sinanonur tarafından Kas.06, 2008 tarihinde, kategoriler: Edebiyat, hayat, Şiir
Ve bir kez daha geldi sona…
Her seferinde farklıydı,
Ama hep aynı bitiyordu nedense.
Her seferinde bir boşluk bırakarak,
Her seferinde buruk bir umut…
Ne aydınlatacak kadar parlak etrafı,
Ne rahat verecek kadar sönük zavallı gözlerine.
Aynı sessizlikte;
Yine aynı şarkı vardı zihninde,
Ve aynı buruk melodi…
Bıkkınlık bile vermiyordu artık.
“Ne olacak” diye bile sormadı bu kez kendine.
Bu sefer farklı olacağıından değil,
Farkettiği için artık,
Yapacak başka şeyinin olmadığını…
Devam edecekti öylyse;
Tekrar aynı sonu aramaya,
Bildiği tek oyunu oynamaya…
Sinan Onur ALTINUÇ
06.11.2008
Aslında pek karamsar bi havada değilim ama yazmaya kalkınca bu çıktı Belki bi karakter tahlili bile olabilir…
Umarım beğenirsiniz. (umarım yorum yapan da çıkar =) )
Zaman Tüneli
sinanonur tarafından May.30, 2008 tarihinde, kategoriler: Eğlence, gidişat, hayat
Uzuuun koşturmacaların ardından insan mola verme ihtiyacı hissediyor. Aslında o kadar alışmış oluyoruz ki o uzun koşturmacalara molalar ilk başta çok tatlı gelse bile, boşluk bazen bünyeyi rahatsız ediyor. Boş kalınca da insanoğlunun standart olarak yaptığı birkaç şey var sanırım: Düşünmek, hayal etmek, hatırlamak…
İşte benim de hatırladığım zamanlardan birine denk geldi. Kafayı kaldırıp da geçtiğim yollara şöyle bir bakabildim. Bir kez bakıldı mı zaten arkası pek zor gelmiyor. Olaylar anılar görüntüler filmlerdeki flashbackler gibi geliyor. İster istemez geçmişe bir özlem doğuyor insanın içinde hatta bazen öyle abartılı oluyor ki kendinden daha eski şeylere bile özlem duyuyor insan. Geçmişe dönme şansı olsa döner miydi peki insanlar? İşte o sorunun cevabı sanırım kişiden kişiye epey değişir. Bence anılarını kaybetme pahasına dönmemeli insan ve aslında gelecekte geriye baktığında özlem duyacağı bir anı yaşıyor şu anda.
Zaman tüneline girmesi eğlenceli oluyor. Fotograflara falan bakıp düşünmesi… Hem teknoloji de biraz gelişti belki şu video da birilerinin zaman tüneline girmesine yardım eder:
Aranızda Geleceğe Dönüşü sevmeyen var mı?
Boşa Geçen Zaman
sinanonur tarafından May.05, 2008 tarihinde, kategoriler: Edebiyat, hayat, Şiir
Boş geçiyor bazen günler.
Her biri bir diğerine
Anlam yüklemeye çalışmakla geçiyor.
Oyalanarak geçiyor.
Asla kurtulamayacağımız “şimdi”nin
Geçmesini beklemekle geçiyor.
Hiç geçmeyeceğini bile bile hem de…
Belki de olmasını,
Aslında hiç istemeyerek…
Yelkovanın akrepi,
Kovalamasını seyrederek geçiyor.
Üstelik her seferinde,
Yeniden başlıyor aynı yarış,
Tik takları dinleyerek geçiyor…
Ufak bir derenin,
Okyanusa akması gibi…
Geçiyor geçmesine de,
Bir şey değiştirmiyor yine de…
06.05.2008 04:20
———————————————————-
Yapılması gereken bir sürü şey kenarda dursun bazen bişey yapamayacağı tutuyor insanın böyle oluyor… Şarkı olarak bu sefer Radiohead’den Street Spirit önere bilrim.