Degişmek

Everybody's Changing by Lilly Allen on Grooveshark

Yaşamak için değişmek gerek.
Her nefeste, her yudumda belki de her duyguda biraz…
Yaşamak için değişmek gerek,
Değişmek için de yaşamak…

Dinlenmek için yorulmak gerek önce.
Aldığın her nefesin öylesine olmadığını
Kalbinin her atışının sana güç verdiğini,
Şöyle bir uzanınca dalgaların yorgunluğunu götürdüğünü hissetmek…

Cesur olabilmek için önce korkmak gerek.
Yalnızlıktan, kaybetmekten, zayıflıktan, karanlıktan hatta ölümden…
Sonra anlamak gerek,
Cesaretin korkmamak olmadığını.

Büyümek için küçülmek gerek önce.
O en ufak en çaresiz halinle yüzleşmek gerek.
Herşeyi susturup o çocuğun ne dediğini duyabilmek,
En büyük halinle bile ne kadar ufak olduğunu hatırlamak şu evrende.

Kendini bulabilmek için önce kaybetmek gerek.
Geriye dönüp baktığında,
Sandığın yerde olmadığını anlayabilmek…
Neyi araman gerektiğini öğrenebilmen gerek.

Mutlu olmak için önce acı çekmek gerek belki.
Üstüne kapılar kitlediğin duygularınla yüzleşmek,
En basit en zayıf halini görebilmek kendinin,
Ve öylece kabul edebilmek…

Sonra da anlamak gerek,
Her şeyi güzel ya da çirkin yapanın,
Seni mutlu ya da mutsuz yapanın,
Aslında sen olduğunu.

29.04.2014
Sinan Onur ALTINUÇ

Haksızlık

Haksızlık aslında nerden baksan,
Nereye varacağını bile bilmeden,
Seçmek zorunda olmak yolları.

Nerden baksan haksızlık,
Kaynarken kanın damarlarında,
Bütün yanlışları yapmak için çıldırırken ruhun,
Her şeyi denemek isterken,
Karar vermek zorunda olmak,
Hem de doğru kararı,
Hem de bir doğru olup olmadığından emin bile olmadan,
Kanın da kaynarken damarlarında üstelik…

Haksızlık aslında,
Herşey çok kolayken,
Birden bütün dünyanı taşımak zorunda olmak,
Kendine karşı sorumlu olmak bile zorken,
Başkalarının isteklerini de taşımak omuzlarında.

Haksızlık aslında,
O kadar özgür olmak isteyip,
Uçmaya çalışmak,
Onca yük bağlıyken ayaklarına.

Haksızlık aslında genç olmak,
Ama genç gibi olamamak.
Haksızlık aslında yaşlanmak,
Ama çocuk olmaya çalışmak…

17.09.2011
Sinan Onur ALTINUÇ

Yeni Hayat

Ucu kırılan kalemimi yeniden açıyorum artık,
Yeni hayatımı yazıyorum.
Koca günleri geçirmeye çalışıp ardarda,
Yıllardan kaçıyorum…
Ufak mutlulukları kovalıyorum artık.
Yarı zamanlı yaşıyorum.

Sinan Onur ALTINUÇ

Önerilen şarkı:

Uzun zamandır buraya bir şeyler koymadığımı farkettim. Aslında bunu yazalı bir süre oluyor ama buraya yeni koyuyorum. Yorumlarınız beni yüreklendirecektir yazmaya. :)

Okyanus Gibi Hayat

Okyanus gibi hayat,
Uçsuz, bucaksız.
En uzakları bile görebiliyorsun,
Havayı okuyorsun bulutlardan.
Zaten güzelce de bir teknen var,
Karada gibisin neredeyse…
Her taraf bildiğin su güya,
Hiçbir şey bildiğin gibi değil aslında…
Çok yanılıyorsun…

Öyle bir an geliyor ki,
Sana hayat veren su,
Canını almak için kovalıyor seni.
Gördüğün o ufuk,
Bir anda kayboluveriyor sislerin arasında,
Gökyüzünün mavisini,
Ucundan bile göremiyorsun kara bulutlardan.
Tekne dediğin o şey,
Yapraklardan farksız fırtınada.
Hiç sallanmadığı kadar sallanıyor hayatın.
Hiç korkmadığın kadar korkuyorsun.

Sonuna kadar geriliyor halatlar,
Duyabildiğin tek şey,
Rüzgarın sesinden başka,
Gıcırtısı ve çatırtısı direklerin.
Kendi sesin bile kaybolup gidiyor,
Sen bile duyamıyorsun kendini.
Tanıyamıyorsun bildiğin dünyayı.
Ya da bildiğini sandığın…

Olur da sağ kalırsan,
Korkuyla yaşıyorsun artık.
Her bulut felaket tellalı oluyor,
Her rüzgar ölüm fermanını okuyor sanki.

Ne ayrılabiliyorsun okyanustan,
Ne de cesaretin var yelken açmaya.
Ne bir evin var artık kalacak.
Ne de sağlam bir teknen kaldı devam edecek.

Belki de en korkuncu.
Günlük güneşlik ertesi sabah.
Sanki hiçbir şey olmamış gibi,
Öyle güzel ki gökkuşağı…
Biliyorsun, fırtınalar vardır,
Ama inanamıyorsun…

16.04.2010
Sinan Onur ALTINUÇ

Yolculuk

Keşke, yolculuk etmek kadar basit olsa hayat.

Ne kadar hızlı gittiğini sen bilirdin o zaman,
Manzara güzelse yavaşça giderdin.
Sıkıldıysan da basıverirdin gaza…
Bir anmış gibi gelmezdi sevinçler,
Ya da üzülmek zorunda kalmazdın geceler boyu.

Durup keyfini çıakrta bilirdin manzaranın.
Şöyle bir bakardın doya doya,
Azında kalan tatla yetinmek zorunda kalmazdın o zaman.
Ne zaman istersen,
O zaman devam ederdin yola…

Hiç dönmeyecek olsan bile belki,
Dönebileceğini bilerek yaşardın.
Üzülmeden kaçırdıklarına,
Bir özlem olmadan geçmişe,
Ve belki de pişman olmadan…

Yolculuk gibi olsaydı hayat,
Haritası olurdu bir de.
Yanlış yöne gitmezdin.
En yakın kavşantan dönerdin gitsen bile,
Kaybolmaktan korkmadan yaşardın o zaman…

Sinan Onur ALTINUÇ
07.12.2009

Yalan

O kadar kolay ki söylemek,
Hemen anlatıvereyim isterseniz.
Hayallerinizin peşinden koşun diyeyim.
Siz varsınız bir tek bu dünyada,
Kırın zincirlerinizi,
Yelken açın diyeyim yeni sulara.
Hep duymak istediklerinizi söyleyeyim.
Yapmak isteyip de,
Kalkışmayı bile beceremediğiniz,
Ama düşlediğiniz şeyleri anlatayım.

Bilseniz de gerçeği,
Ben size yalanlar söyleyeyim,
“Evet aslında.” deyin diz de,
“Çekip gideceksin buralardan.”,
“Ufak bir sahil kasabasına yerleşeceksin.”
Öyle bir kasaba olduğundan değil ya,
Laf olsun diye işte…

Ben anlatayım,
Siz dinleyin isterseniz.
Sizi bağlayan zincirlerden bahsetmeyeyim hiç.
Yelkenleri açınca öylece,
Birdenbire gidebilecekmiş gibi gibi yapalım.
Söylemek yasak olsa bile,Bilerek kalmaya mahkum olduğumuzu…

Şunu da bilin ama,

Laflan, şiirlen olmuyor bu işler.
Bilin ki gidebilecek olanlar,
Çekip gittiler bile…

Sinan Onur ALTINUÇ
01.09.2009 05:25

Yalandan Yaşamak

Yalandan yaşıyoruz be kardeşim.
Hangimiz gerçekten düşünüyoruz ki mesela.
Bencil olmayı bile yüzümüze gözümüze bulaştırıyoruz.
Kendimize bile bir hayrımız olmuyor çoğu zaman.
Bakasını düşünmek desen,
İstemiyor zaten çoğumuz,
Boş ver diyoruz,
Boş ver sen mi kurtaracaksın dünyayı.
İstese bile güç bela yetiyor aklımız.

Medeniyiz diyoruz.
Gökdelenler dikiyoruz,
Köprüler yapıyoruz.
Bir yandan yapıyoruz medeniyet adına,
Bir yandan yıkıyoruz hangimizin sopası daha büyük diye.
Açlıktan ölebiliyorken hala insanlar nasıl medeniyetse?

Uzaya gidiyoruz güya.
Kim nereye gitmiş ki DÜnyadan.
Gitmiş de nereye varmış daha?
Bir gün gidilir belki ama,
Şimdilik sıkışıp kalmışız dünyada.
Orayı da zehir ediyoruz kendimize.
Medeniyiz ya güya,
Kendi evimize pisliyoruz resmen.

Özgürüz diyoruz.
Zindanlarda yaşayıp özgürlük masalları anlatmak bizimkisi.
Her şeyimiz diyoruz, olmadan yaşayamayız…
Bir pencereden başka bir şey değil aslında özgürlük.
Camdan bakmak da özgür olmak.
Belki diyoruz,
Bir gün biz de çıkarız.

Aşk şarkıları söylüyoruz.
Kimisi için her şeyin adı aşk.
Çok kolay yani aşık olmak.
Kimisine göre zaten yok.
Kimisi arasa da bulamamış hiç…
Çoğumuz bir haberiz yani.
Ama yine de düşmüyor şarkılar dilimizden.

14.08.2009
Sinan Onur ALTINUÇ

Kayıp

Önce kalemimi kaybediyorum.
Kaybettiğimi bile anlamayacak kadar,
Uzun süre aramıyorum

Ay ışığını kaybediyorum sonra.
Orada olduğunu bilip avunmak için bile,
Bakmaya yeltenmiyorum.

Heyecanımı kaybediyorum,
Korkunç bir soğuk kanlılıkla,
Şaşırmıyorum artık…

Coşkuyu kaybediyorum.
Sevinebiliyorum ama,
Mutlu olmadan…

Sesleri kaybediyorum.
Bir kitap sayfasında yazanlar gibi,
Duyuyorum ama notalar olmadan.

Renkleri kaybediyorum.
Elmanın rengi hala kırmızı ama,
Yaprağınkinden o kadar farklı değil artık.

Kafamı kaldırıp yukarı bakıyorum.
Ay gerçekten de yok bugün.
Gözlerimi kapatıyorum,
Bu kez görüyorum…
Bir ses duyuyorum,
Bir tane daha…
Müzik gibi, farklı birbirinden.
Gözlerimi açıyorum,
Karanlıkta pek belli değil ama,
Gökyüzü başka renkte topraktan.
Ve masanın üstünde bir kalem duruyor.
Kaybettiğim kalem hem de…

Sinan Onur ALTINUÇ
22.03.2009

Aç kal, Budala kal

Bazen hayatımızda ne yaptığımızı sorguladığımız noktalara giriyoruz. Şartlar yüzünden sürekli şikayet ediyoruz. Gelcek kaygısından, bulunduğumuz ortamın bize yapmak istediğimiz şeyi yapmamıza izin vermediğinden yakınıyoruz. İnsanların ne kadar acımasız, ne kadar vefasız olduğundan yakınıyoruz.

Kişisel gelişim kitaplarındaki klişeler gibi olacak ama kusura bakmayın:

Oysa fark edemediğimiz bir nokta var.
-Aslında yapmak istediğimizi yapmamıza izin vermeyen sadece kendimiziz. Ve istediğimiz şeyi yapmaya cesaretimiz olmadığından, elimizdeki şeyleri kaybetmeye korktğumuzdan suçu da dünyaya atmaktan hiç de çekinmiyoruz.
-Aslında acımasız olan kendimiziz vefasız olan da… Hem de İlk önce kendimize karşı… Gerçekten sevmediğniiz bir şey yaparak gerçekten başarılı olmayı nasıl bekleyebiliriz? Ya da gerçekten mutlu olmayı…

İşte bazen bunun gibi sorularla meşgul ederiz beynimizi. Aslında cevapları her yerdedir. Yani ne bileyim, sokakta kime sorsanız zaten size hayallerinin peşinden koşmanızı söylemez mi? Eğer koşmuşsa bunu bir başarı hikayesi olarak dinleriz. Eğer koşmamışsa kendi durumundan şikayet eden birisinin konuşmasını… Ama ana fikir sanırım aynı. Binlerce kişisel gelişim kitabında yazan şeyin özeti…

Ama öyle görünüyor ki bizim dinlememiz için bir sebep olması lazım. Ve de öyle alelade değil de güzelce anlatılması lazım. Beynimize kazınması lazım yani…

İşte bu yüzden ben böyle söylesem de yine de beni dinlemeyeceksiniz. Buraya kadar geldiyseniz mutlaka okumuşsunuzdur fakat birkaç dakika sonra hiçbir şey olmamış gibi devam edeceksiniz.

Belki benden daha büyük birileri daha güzelce anlatırsa daha etkili olur.

Dilerim hepimiz hayatın sunduklarına karşı hep aç kalabiliriz.
Hepimiz karşımıza çıkanları yılların verdiği bıkkınlıkla değil, bir budalanın şaşkınlığı ve heyecanıyla karşılayabiliriz ve heyecanımızı kaybetmeyiz.

Dilerim ben de kendi anlattıklarımı yakın zamanda unutmam. Ve dilerim ki ilerde böyle şeyleri anlatabiliyor olurum ve insanlar da beni dinler.

Hikaye

Hayat bazen,
Hiç bitmeyecekmiş gibi başlayıp,
Hiç başlamadan biten hikayelerdeki gibi.
Kavuşmak nedir bilemeden,
Ayrılığı öğrenmek gibi…
Hiç görmeden güneşi,
Atılmak gibi penceresiz bir hücreye,
Kaybetmek gibi,
Neyi kaybettiğini bile bilmeden kaybetmek…

Sinan Onur ALTINUÇ
30.11.2008

Şarkı önerisi: (benim için klasik olsa da) Opeth – To bid you farewell

Sanırım içim dışımdan daha melankolik olacak ki. Böyle bişeyler çıkıyor yazmaya kalkınca. Yakın zamanda neşeli bişeyler de denemek lazım. Yorum yazan arkadaşlara bir kez daha teşekkür ediyorum. Galiba birileri girip çıkıyor ama takip edilmeme motivasyonu insanı bazen yazmaktan alıkoyuyor insanı.