İnternet, filtreler, sansür ve yasaklar…

Son zamanlarda çok fazla tartışılan TİB tarafından getirilen filtrelemeyle ilgili bir şeyler yazmak istedim.

İnternetteki haber sitelerinde, televizyonlarda gazetelerde bu konu çokça tartışıldı çokça yazılıp çizildi. Tartışılması çok güzel  ama bana göre bu konudaki genel problem insanların meseleyi tam anlamıyla anlamayarak eleştirmesi yada savunmaya çalışması ve meseleyi bütün olarak görmekten çok kendilerini ilgilendiren parçalarına bakmaları. Kimi insanlar youtubeun yasaklanıp yasaklanmayacağının derdinde. Kimileri acaba bir gün facebooku da kapatabilirler mi diye korkuyor. Kimisi internetten pornografik içerikleri takip edemeyeceğinin derdine düşmüş. Bazı insanlar blogların yasaklanıp yasaklanmayacağıyla ilgileniyor. Aslında ilgilerin dolayısıyla korkuların farklı olması gayet doğal. Herkesin kendi istediği şeyi savunması da öyle. Ama her zaman için meseleyi bir bütün olarak görmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Böylece bizi ve ülkemizi ne şekilde etkileyeceğini daha net görmüş oluruz.

Başlangıç noktası olarak sanırım en uygun şey bu kararın kendisini okumak olur. Buradan ulaşabilirsiniz. Fakat kararın tamamını doğru şekilde anlayıp yorumlayabilmek için hem teknik olarak yeterli seviyede bilgiye hem de ne dediğini düzgün anlayıp ne şekilde kullanılabileceğini kavrayabilmek için belirli miktarda hukuk bilgisine ihtiyaç duyuluyor. İkisinin kesişimi pek de büyük bir insan topluluğunu kapsamadığından tek başına kararı okumak yeterli olmayabiliyor. Benim görüşüm açıkçası okuduğum yorumlarla şekillendi. Zaten bu konuda en güzel içeriği de sosyal medyada gördüm şimdiye kadar.

Ön bilgi olarak DNS ile uygulanan yasaklar hakkında kısaca bir bilgi verip nasıl çalıştığını ve DNS değiştirerek bu yasakalrı nasıl aştığımızı açıklamaya çalışayım (Bu konuda zaten bilgi sahibi olanlar aşağıdaki paragrafı atlayabilirler):

DNS(Domain Name System) Türkçe’ye “alan adı sistemi” olarak çevrilebilir. Tarayıcılarınızda sitelere girmek için kullandığınız (genellikle sonu com,net,org gibi olan) adres çubuğuna yazdığınız metinler aslında internet üzerindeki bir verinin adresini temsil eder. Fakat ulaşmak istediğiniz sunucu bu isimle doğrudan anlamlı değildir. (bilgisayarcı insanlar sayıları metinlerden daha anlamlı bulmuşlardır hep) İnternette bilgisayarları birbirinden ayıran ve bağlantı kurulmasını sağlayan IP sistemidir. İnternete bağlı bilgisayarların bir IP adresi vardır. Sizin ulaşmak istediğiniz siteler de bir IP adresine sahip sunuculardır. Sizin DNS olarak girdiğiniz numara da aslında bir IP adresidir. Yaptığı iş ise sizin verdiğiniz isimdeki siteye hangi ip adresinden erişilebileceğini söylemektir.

Peki DNS kullanarak bir site nasıl yasaklanır? Aslında basit… Siz yasak olan bir siteye erişmeye çalıştığınızda sizi o siteninki yerine başka bir adrese yönlendirir. Standart olarak size sağlanan DNS sunucuyu kullandığınızda genellikle bu yüzden yasakla karşılaşırsınız. DNS sunucusunu değiştirmek yada host dosyasını değiştirmek gibi yöntemler sizi doğru adrese yönlendirerek bunu etkisiz kılar.

22 Ağustosta yürürlüğe sokulması planlanan uygulama internet servis sağlayıcılarına (Telekom, Superonline, vs…) bir merkezi denetim getiriyor. Yasak olan siteler merkezi bir veri tabanında belirli durumda olacak ve insanların kullandığı pakete göre bu sitelere erişilmesi sınırlandırılacak. Fakat DNS yasağından farklı olarak yanlış adrese yönlendirmeye gerek kalmadan o IP adresiyle olan iletişimi tamamen engellediği için DNS değiştirme yöntemi işe yaramayacak. O siteye doğrudan erişmek mümkün olmayacak. Fakat hiçbir şekilde erişilemeyeceği konusu doğru değil. “Avcı nice al (hile) bilirse ayı onca yol bilir.” demişler =) Fakat problemimiz zaten bu değil.

Bu konuda söylenen temel şey standart paketin şu anki durumdan farksız olduğu ve abartıldığı yönünde. Ama bence bu savdaki temel yanlış, şu anki durumda mahkeme kararıyla engellenmiş sitelere erişmediğimiz varsayımı üzerine kurulmuş olması. Yani paketiniz standart paket olsa dahi bir sitenin erişime kapatılmasında bir engel yok. Karardaki orjinal ifade “mevcut mevzuata uygun” şeklinde. Fakat mevcut mevzuat kavramı kararnamedeki bir çok ifade gibi biraz muğlak. Yani herhangi bir sitenin bir sebepten dolayı mevcut mevzuata uygun olmadığı düşünülürse yasaklanmış olacak.

Diğer bir mesele de bu yasakları bir şekilde aşmanın cezalandırılmasına zemin hazırlaması. Aslına bakılırsa doğrudan kararnamede bu konuya değinilmemiş. Fakat internet servis sağlayıcılarla yaptığımız sözleşmelerde bunun sözleşmeye dahil edilmesi ve bu konuda yaptırım uygulanması söz konusu. Fakat mahkeme kararıyla engellenen bir siteye erişildiğinde bunun hukuki anlamda suç kabul edilip edilmeyeceği konusunu bilmiyorum. Hukuk onusunda bilgili bir arkadaş bizi aydınlatırsa da iyi olur. Benim açımdan hala muğlak olan mevzulardan birisi.

Bir de yasak kelimeler listesi mevzusu var. Alan adı isimlerinde belli kelimelerin kullanılmasını yasaklayan bir uygulama var. İlk bakışta çok saçma görünmese de listenin içerisinde “haydar, Yasak, hayvan, baldız, girl, hikaye,sıcak, nefes, şişman, teen, yerli” gibi sözcüklerin olması bu listeyi hazırlayanların nasıl bir ruh hali içinde olduğu konusunda beni düşündürdü. Bu kelimelerin sadece düşündükleri anlamda kullanılabileceğini düşünüyorlarsa en masum ifadeyle “akılları fesat”.

Özetlemek gerekirse kullanıcıların güvenliğini sağlamak için bir hizmet olarak ortaya atılıyor bu filtre uygulaması. Ama asıl mesele böyle bir hizmeti istemeyenlerin de mecburi olarak bazı sitelere erişim derdinden kurtarılarak zorunlu olarak bir hizmet verilmesinde ve erişimlere merkezi bir denetleme getirilmesinde. İnternet erişimlerini çeşitli şekillerde sınırlandırmak için bir çok uygulama mevcut. Bu hizmeti isteyen kişiler zaten kullanıyorlar. Bunu genelleştirmek ve standart pakette bile belirlenen belli sitelere erişmeyi engellemek en genel tabiriyle yanlış bir uygulama.

İnterneti kitap ve dergilerle aynı mantığı kullanarak denetlemek gibi bir durum söz konusu. Daha önce youtube,blogger, wordpress yasaklarında gördüğümüz gibi bir kişinin kendisi zararlı bulmadığı halde belli yerlere erişmekten “korunduğu” bir sistem ve mantık var maalesef. Bir şekilde bir gerekçe bulunarak erişilmesi istenmeyen yerlere erişimi engellemek de kaygı duyulan noktalardan biri. İnsanlar doğal olarak yaptığı yazdığı çizdiği şeylerin yada okumak görmek istediği şeylerin başkalarının görüşüne göre “uygunsuz” olduğu için yasaklanacağı fikrinden rahatsız.

Bu konuda rahatsızlık duyanları bir şekilde kendi sitelerinde, kullandığı sosyal ağlarda tepkisini dile getirmeye ve internet özgürlüğünü savunan uygulamaları desteklemeye davet ediyorum. 15 Mayıs’ta da yurdun bir çok yerinde bir yürüyüş olacak.

En geniş kapsamıyla bu hareketi sadece istediğimiz sitelere girmek için değil aynı zamanda çevrimiçi ortamdaki özgürlüklerimizi korumak ve geliştirmek için desteklemeliyiz.

Yararlı bir kaç bağlantı aşağıda:

Eklemek yada düzeltmek istediğiniz noktaları lütfen iletin.

Bilişim Geyikleri

Bu yazı bu adresteki yazının. Uğurcan Ergün tarafından bu adresteki çevirisidir. Bilginize…

Geyikler çok hoşma gittiğinden ben de paylaşıyorum.

50. “Some things Man was never meant to know. For everything else, there’s Google.”
50-İnsanoğlunun asla bilmemesi gereken şeyler vardır.Geri kalan her şey için Google var.

49. “Failure is not an option — it comes bundled with Windows.”

48. “Computer games don’t affect kids; I mean if Pac-Man affected us as kids, we’d all be running around in darkened rooms, munching magic pills and listening to repetitive electronic music.”
48-Bilgisayar oyunları çocukları etkilemez.Kastettiğim odur ki eğer küçükken Pac-Man den etkilenseydik hepimiz karanlık bir odada katır kutur şeker yiyip sürekli tekrar eden elektronik bir müzik dinleyerek koşuşuyor olacaktık.

47. “COBOL programmers understand why women hate periods.”

46. “Artificial Intelligence usually beats natural stupidity.”
Yapay zeka genellikle doğal ahmaklıktan üstündür.

45. “To err is human… to really foul up requires the root password.”

44. “Like car accidents, most hardware problems are due to driver error.”
44- Donanım sorunları trafik kazaları gibidir çoğunluğu sürücü hatalarındandır.

43. “If at first you don’t succeed; call it version 1.0”
43- İlk defada beceremezsen adını 1. sürüm koy

42. “If Python is executable pseudocode, then perl is executable line noise.”
42-Eğer Python çalıştırılabilir sözde kod ise o zaman perl çalıştırabilir klavye tıkırtısıdır.

41. “Programmers are tools for converting caffeine into code.”
41-Programcılar kafeini koda çeviren faydalı araçlardır.

40. “Why do we want intelligent terminals when there are so many stupid users?”
40- Bu kadar ahmak kullanıcı varken akıllı terminalleri niye isteriz ki ?

39. “I can’t uninstall it, there seems to be some kind of ‘Uninstall Shield’.”

38. “See daddy ? All the keys are in alphabetical order now.”
38- Gördün mü baba ? Artık bütün tuşlar alfabetik sırada.

37. “Hey! It compiles! Ship it!”
37- Aha! Program derleniyor ! Hadi yollayalım!

36. “SUPERCOMPUTER: what it sounded like before you bought it.”
36- SÜPERBİLGİSAYAR: en azından almadan önce öyle görünüyordu.

35. “Yo moma is like HTML: Tiny head, huge body.”

34. “Windows Vista: It’s like upgrading from Bill Clinton to George W. Bush.”
34-Windows Vista : Bill Clinton’u bırakıp George W. Bush’u almak gibi

33. “The more I C, the less I see.”

32. “Life would be so much easier if we only had the source code.”
32-Sadece kaynak kodumuz olsaydı hayat çok daha kolay olurdu.

31. “My software never has bugs. It just develops random features.”
31-Programımda hata yok sadece rastgale özellikler üretiyor.

30. “The only problem with troubleshooting is that sometimes trouble shoots back.”

29. “Crap… Someone knocked over my recycle bin… There’s icons all over my desktop…”
29-Hass…. Birileri çöp kutumu devirmiş.Bütün masaüstümde simgeler var

28. “Relax, its only ONES and ZEROS !”
28- Rahatla onlar sadece birler ve sıfırlar.

27. “rm -rf /bin/laden”

26. “I don’t care if you ARE getting a PhD in it ! Get away from that damn computer and go find a woman !”
26- Üzerinde doktora yapıyor olsan da umrumda değil kahrolası bilgisayar başından kalk ve kendine bir sevgili bul.

25. “The great thing about Object Oriented code is that it can make small, simple problems look like large, complex ones.”
25- Nesneye yönelik programlama ile ilgili harika olan şey ufak,basit problemleri büyük ve karmaşıkmış gibi gösterebilmesidir.

24. “If brute force doesn’t solve your problems, then you aren’t using enough.”
24- Eğer kaba kuvvet sorununuzu çözmüyorsa yeterince kullanmıyorsunuz demektir.

23. “Programming is like sex, one mistake and you have to support it for the rest of your life.”
23- Programlama sekse benzer tek hatayla ömrünüz boyunca destek olmanız gerekir.

22. “Unix is user-friendly. It’s just very selective about who its friends are.”
22- Unix çok kullanıcı dostudur.Ama dostlarının kim olacağı konusunda baya seçicidir.

21. Microsoft: “You’ve got questions. We’ve got dancing paperclips.”
21- Microsoft: Sorularınız varsa danseden ataçlarımız var.

20. “I’m not anti-social; I’m just not user friendly”
20- Asosyalden ziyade kullanıcı dostu değilim.

19. The world is coming to an end… SAVE YOUR BUFFERS !”
19- Dünya’nın sonu geliyor tamponlarınız koruyun.

18. “If you don’t want to be replaced by a computer, don’t act like one.”
18- Bir bilgisayarın seni işinden etmesini istemiyorsan onlardan biriymiş gibi davranma.

17. “Better to be a geek than an idiot.”
17- Ahmak olmaktansa geek olmak yeğdir.

16. “I went to a gentleman’s cybercafe — and they offered me a ‘laptop dance’.”

15. “After Perl everything else is just assembly language.”
15- Perlden sonra bütün diller assembly gibidir.

14. “The Internet: where men are men, women are men, and children are FBI agents.”
14-İnternet adamların adam,kadınların adam ve çocukların FBI ajanı olduğu yerdir.

13. “There are 10 types of people in the world: those who understand binary, and those who don’t.”
13- Dünya’da 10 tip insan vardır ikili düzen anlayanlar ve anlamayanlar.

12. “Difference between a virus and windows ? Viruses rarely fail.”

11. “Hacking is like sex. You get in, you get out, and hope that you didn’t leave something that can be traced back to you.”
11- Hackerlık sekse benzer seni bulabilebilecek bir şey bırakmadığını umarak girer ve çıkarsın.

10. “1f u c4n r34d th1s u r34lly n33d t0 g37 l41d”

9. “Helpdesk: There is an icon on your computer labeled “My Computer”. Double click on it.
User: What’s your computer doing on mine?”
9- Teknik Servis:Masüstünüzde Bilgisayarım diye bir simge var ona çift tıklayın.
Kullanıcı:Bilgisayarının benimkinde ne işi var.

8. “I think Microsoft named .Net so it wouldn’t show up in a Unix directory listing.”
8- Bence Microsoft .Net adını Unix dizin sisteminde gözükmesin diye koydu

7. “If debugging is the process of removing bugs, then programming must be the process of putting them in.”
7- Eğer hata ayıklama, programı hatalardan temizleme işlemiyse programlamada o zaman hataları yerleştirme işlemi olmalı.

6. “Computer dating is fine, if you’re a computer.”

5. “Any fool can use a computer. Many do.”
5- Herhangi bir ahmak bile bilgisayar kullanabilir.Çoğu kullanıyor

4. “Hardware: The parts of a computer system that can be kicked.”
4- Donanım: Bilgisayarların tekmelenebilen kısmı.

3. “Those who can’t write programs, write help files.”
3- Program yazamayanlar yardım dosyaları yazarlar.

2. “You know you’re a geek when… You try to shoo a fly away from the monitor with your cursor. That just happened to me. It was scary.”
2- Geek olduğunuzu ekrana konan sineği fare imleciyle kovalamaya çalıştığınızda anlarsınız.Başıma geldi korkunçtu.

1. “Computer language design is just like a stroll in the park. Jurassic Park, that is.”
1- Programlama dili tasarlamak parkta gezinmeye benzer ama Jurassic Park’ta

Apple, Adobe ve Web Standartları

Bildiğiniz gibi Apple’ın iPad’lerde Flash’ı desteklemeyeceğini(izin vermeyecekleri) açıklaması büyük tartışmalar yaratmıştı. Yakın zamanda Apple’ın kurucusu ve CEOsu Steve Jobs, Flash hakkındaki düşüncelerini bir açık mektupla duyurdu. Mektupta genel olarak

  • Tamamen Adobe’un malı olduğu için Açok (Open) Web standartlarına uymadığı
  • Webdeki videoların çoğu Flash arayüzlü olsa da çeşitli uygulamalarla onlara erişilebileceği
  • Flash’ın yeterince güvenli bir sistem olmadığı
  • Güç tüketiminin fazla olduğu
  • Dokunma ile sağlanan etkileşimin verimli kullanılamaması
  • Flash ile uygulama geliştirilmesinin geliştiricileri kısıtlaması, yarı standart uygulamalar üretmesi ve platformun özellikleri etkili kullanamaması

konularına değinmiş. Atrıca Flash’ın HTML5 gibi standartların gelişmesiyle pek de gerekli olmayan bir teknoloji olacağını düşünüyor.

Apple tarafından bakınca haklı oldukları noktalar olduğunu söylemek gerek. Fakat burada dikkat çekilmesi gereken daha önemli noktalar var. Flash konusunda söylediklerinde haklı olması Steve Job’un tutumunu haklı çıkartmıyor. Özellikle sattığı cihazların kullanımı konusunda kendi kullanıcılarını ne kadar kısıtladığını ve iPhone ve iPadlere uygulama geliştirmek için sadece Mac kullanabildiğimizi, Apple Store dışında yazılım yükleyemediğimizi göz önüne alırsak, Apple’ın özgürlük, açık standartlar gibi kavramlar üzerinden Adobe’u eleştirmesini biraz garip karşıladım.

Apple’ın kullanıcının kullandığı yazılımları ve platformları bu kadar kısıtlaması işin garip bir tarafı. Standart olarak flasın gelmemesi, tavsiye edilmesi fakat yine de bunun kullanıcının tercihine bırakılması çok daha etkili bir çözüm olurdu.

Özetle Adobe’ın belli konularda haksız olması Apple’ı bu konuda haklı yapmıyor bence.

Bu düşüncelerimin üzerine FSF’dan (Free Software Foundation) John Sullivan’ın yaptığı bir açıklama konuyu bence daha net bir biçimde ele alıyor.

Steve Jobs’un açık standartların ve özgür webin önemine dikkat çektikten sonra ortaya koyduğu çözümün saçma olduğunu savunuyor ve insanların Adobe’un tescilli yazılımlarıyle Apple’ın duvarlarla çevrilmiş bahçesi arasında bir seçim yapmaya zorlandığını özgürlüğün ikisiyle de alakasız olduğunu anlatmış.

Hele şükür birisi duygularımıza tercüman olmuş…

Google Chrome OS

Google’ın işletim sistemi çıkartacağına dair dedikodular çok önceden İnternet’te duyulmaya başlamıştı. Hatta söylendiğine göre daha Google buna karar vermeden böyle şeyler söyleyenler vardı. Bu söylentiler Google’a ilham kaynağı oldu. Öncelikle bir çeşit Linux dağıtımı olacağını duyduk daha sonra bir Ubuntu türevi olacağını duyduk.Herkesin kendine göre bir beklentisi gelişti. Ben de bu yazıyı Google Chrome OS’un ne olduğunu var olanlardan ne farkı olduğunu anlatmak için yazıyorum.

İngilizceyle aranız iyiyse şu videoyu izlemenizi tavsiye ediyorum. Google’ın Chrome OS’u tanıtmak için hazırladığı bir video.

Google Chrome OS’un ne olduğunu anlayabilmek için Chrome‘un en azından ne olduğunu bilmeniz gerekir. Chrome Google’ın hazırladığı webkit motorunu kullanan bir web tarayıcısıdır. Temel amacı kullanımı kolaylaştırmak, basit ve hızlı bir web deneyimi sağlamaktır.

Chrome OS ise bir işletim sistemidir. İsminde Chrome bulundurmasının sebebi kendi içerisinde Chrome tarayıcısını çalıştıran bir işletim sistemi olmasıdır. Başka bir işletim sisteminde de pekala tarayıcı çalıştırabilirsiniz fakat Google Chrome OS bilgisayar başında asıl yaptığı İnternet kullanmak olan kullanıcılar için ortaya atılmış bir işletim sistemidir. İnternet olmadan pek anlamlı olduğu söylenemez.

Beklentilerin aksine Google tarafından desteklenecek olan masaüstü bilgisayarlar için olan bir Linux dağıtımı değildir. Şu anda kaynak kodundan derlenerek bilgisayarınıza denemek amacıyla kurulabiliyor olsa da asıl amacı Apple mantığıyla belirli donanımlar üzerinde (ki bu çoğu zaman netbooklar) sorunsuz çalışmak üzere geliştirilmektedir. Klasik bir bilgisayar kullanıcısının bütün ihtiyaçlarını karşılamak amaçlanmamıştır. Tamamen hafif istemci (thinclient) mantığına göre yapılmıştır ve bütün uygulamaları web uygulamalarıdır. (E-posta, video izleme, müzik dinleme, oyun oynama, ofis uygulamaları,…) diğer yandan internette kullanabileceğiniz tüm web uygulamaları da aynı zamanda bir Chrome OS uygulamasıdır. Dolayısıyla yükleme gerektirmezler.

Proje basit şekilde çekirdeğin Chrome tarayıcısının değiştirilmiş bir versiyonunu çalıştırmak için özelleştirilmesi bunun yanında gerekli olmayacak bütün servislerin ve uygulamaların yok edilmesi ve duruma uygun kütüphanelerin, yazılımların geliştirilmesi olarak özetlenebilir. Google’ın açıklamasına göre “Televizyon mantığında açılıp kapatılarak kullanılabilen bir İnternet cihazı için öngörülen bir işletim sistemidir.”

İnternette dolaşan Türkçe haberlerde malesef haberciliğin kötü örneklerini gördük. Google’ın “Sabit disk ve RAM’e ihtiyaç duymayan işletim sistemi geliştirdiğine” dair haberler yayınlandı. Malesef bunlar meselenin bilgisiz kişiler sonucu haber yapılması tercümelerin ise eksik ve yanlış yapılması ile ilgili durumlar. Hiç RAM’e ihtiyaç duymadan şu andaki bilgisayar mimarilerinde bir işletim sisteminin çalışması mümkün değildir. Asıl söylenmek istenen “fazla” RAM ve disk alanına ihtiyaç duymayan bir işletim sistemi olduğu dolayısıyla son derece ucuz donanımlarla performans gösterebileceğidir. Dönen diskli bellekler yerine flash bellek gibi bellek üniteleri tercih edilecektir. Bu bellekler de önbellek olarak (cache) kullanılarak sistem performansını arttırmayı amaçlamaktadır. İşletim sisteminin kendisi ise salt okunur (read only) bir kısımda bulunarak herhangi zararlı bir yazılımın etkisinden korunmuş olacaktır.

Özetlemek gerekirse:

  • Google Chrome OS Chrome tarayıcısını çalıştırmak için asgari düzeyde hizmet ve yazılım koşturacak bir işletim sistemidir.
  • Verilerinizin tümü İnternet’te depolanır. Mevcut donanım üzerindeki veriler performansı arttırmak için önbelleklemede kullanılır.
  • Uygulamaların tümü web uygulamasıdır. Chrome OS ile bütün web uygulamaları da kullanılabilir. Herhangi bir uygulamanın yüklenmesi söz konusu değildir.
  • (Televizyon mantığıyla) Hızlı başlayan ve hızlı çalışan İnternet cihazları içindir.
  • Başka bir cihazda oturum açıldığında tamamen aynı arayüz ve aynı uygulamalarla karşılaşılır.
  • Kullanıcı verileri önbellekte tamamen şifrelenmiş biçimde saklanır, böylece bir başkasının veriye erişmesi engellenir.
  • Hız, basitlik ve güvenlik öğeleri üzerinde tasarlanmıştır.
  • Masaüstü (ta da dizüstü) bilgisayarınızın yanına bir internet cihazı olarak öngörülmüştür. Kullanacağınız ana işletim sistemi olarak tasarlanmamıştır.
  • Usb gibi arayüzlerden kendi bellek ünitelerinize erişmenize olanak sağlar (film izlemek, resimlere bakmak)
  • Chrome OS açık kaynak kodlu bir projedir ve açık kaynak kodlu teknolojiler kullanır.
  • Proje sonuca ulaştığında firmalarla anlaşılarak İnternet kullanımı için özelleşmiş Chrome OS cihazları çıkacaktır.

Bir arkadaşım kaynak kodundan Chrome OS’u kendi bilgisayarında derledi ve çalıştırdı. İzlenimlerini okumak isterseniz yazıya buradan ulaşa bilirsiniz.

Daya ayrıntılı bilgiye İngilizce olmak üzere şuralardan erişebilirsiniz:

  • http://en.wikipedia.org/wiki/Google_Chrome_OS
  • http://googleblog.blogspot.com/2009/07/introducing-google-chrome-os.html
  • http://www.techradar.com/news/software/operating-systems/10-things-to-know-about-google-chrome-os-614370
  • http://www.youtube.com/watch?v=5JyFbF7QFlY (Open Source Announcement)

Linux ssh ve proxy

Şu anda Hacettepe Üniversitesi’nde yurtlardan hiç birinde internet bağlantısı yok. 3 şey sayesinde sanıyorum internete erişebilen bir tek benim.

İltiraf etmek gerekirse ilki şans. Tesadüfen hacettepe.edu.tr alan adı altındaki adreslere erişebildiğimi fark ettim. Dışarıya çıkışlarda bir sorun olmalı.

İkincisi bölümümüz tarafından sağlanan ssh (Secure Shell) ile hesabımıza uzaktan etişme hakkı. Bu makine de hacettepe.edu.tr altında olduğu için buna bağlanmam da pek sorun olmadı. Eriştiğim bilgisara sadece komut satırı ara yüzüyle erişsem de komut satırı tarayıcısı sayesinde internete girmeyi deneyebildim. (Lynx ya da links deneyebilirsiniz.) Gariptir ki bağlandığım makinenin internete sorunsuz erişebildiğini farkettim. Aslında teorik olarak bir şekilde internete eriştiğinizde onu istediğiniz gibi kullanıyor olmanız gerekir. Fakat bahsettiğim tarayıcılar normal ihtiyaçları pek karşılayamıyorlar malesef.

Üçüncü etmense Linux’un daha doğrusu Linux’taki ssh yazılımının sağladığı bir olanak.

#ssh -D <portNo> <adres>

Kullandığınızda <adres> ile belirttiğiniz adresteki bilgisayara bağlanır. (kullanıcı adı belirtmek için kullaiciadi@adres seçmelisiniz.) ve bilgisayarınızın <portNo> ile belirttiğimiz portundan bir vekil sunucu (proxy server) açar.

Tarayıcınızın vekil sunucu ayarlarında adres olarak 127.0.0.1 (her zaman kendi bilgisayarınızı gösterir) port olarak seçtiğiniz portu gösterip vekil sunucunun SOCKS olduğunu belirttiğinizde bağlandığınız o bilgisayar üzerinden internete erişebiliyor olmanız gerekir.

Kabul etmek gerekirse benim için işe yaraması biraz şansla alakalı fakat bu olayın daha yaygın olarak kullanıldığı yerler de yok değil.

Normalde yerel ağlarda (özellikle kablosuz ağlarda) bilgisayarınızın yolladığı veri paketlerinin okunup okunmadığını bilmenin pek bir yolu yoktur. İletişiminizin gizliğini güvence altına alamazsınız. Bu gibi durumlarda (biraz paronayakça bir düşünce olsa da) güvendiğiniz sitelere yolladığınız bilgierin bile izleniyor olma olasılığı vardır. Hem de bahsi geçen sitelerin hiçbir kabahati olmadan…

SSH ise iki bilgisayar arasında güvenli iletişim sağlayabilmek için yaratılmıştır. SSH yoluyla iletişim kuran iki bilgisayarın iletişimi dinlense bile anlamsız şifrelenmiş verilerle karşılaşacaklardır. Bağlandığınız bilgisayarın fiziksel olarak güvenli olduğunu düşünürsek verileriniz tamamen güvende olur.

Pixel 1.9.7 Türkçe

Yeni kullanmaya başladığım Pixel adlı WordPress temasının 1.9.7 sürümünü kendi bloguma uyarlarken epey Türkçeleştirdim. Hazır o kadar uğraşmışken her tarafını tamamlayayım da paylaşayım istedim.

İndirmek için tıklayın: Pixel 1.9.7 Türkçe

Bu halinde gördüğünüze çok benziyor olacak fakat sayfanın yan kısmını ve alt kısmını kendime göre bir miktar değiştirdim. İndireceğiniz hali temanın orjinalinin Türkçe’ye çevrilmiş hali kendime yaptığım değişiklikler yer almıyor.

Bir çeviri hatasına rastladığınızda ya da önerileriniz, yorumlarınız olduğunda lütfen iletişime geçin. Çok fazla inceleme fırsatım olmadı.

Oracle Sun'ı Satın Aldı

O kadar ani oldu ki 1 Nisan’da falan olsaydı şaka olarak algılayabilirdim. IBM’le o kadar görüştükten sonra Sun için şaşırtıcı bir hamle sayılabilir.

Başta MySQL olmak üzere Java, OpenSolaris, OpenOffice gibi açık kaynak kodlu projelerin akıbeti ise asıl merak konusu.

MySQL konusunda tam olarak bir fikir oluşturamıyorum. Acaba akıldaki fikir Orackle için en kuvvetli alternatiflerden birini yok etmek mi? (ki bu durumda özgür yazılım dünyasında bir projeyi birdenbire öldürmenin pek mümkün olmadığını göz önüne almak gerek) Yoksa En kuvvetli alternatiflerden birine sahip olarak buna da destek vermek suretiyle Sun’ın bu konudaki pazar payını geliştirerek elde etmek mi?

Eskiden beri göyle midir bilemiyorum ama yazılım şirketleri birleşerek daha dev yapılara dönüşüyorlar. Umarım ki bu tekelciliğe yol açmaz…

Hayırlı ve Uğurlu olması dileğiyle

Kaynaklar:
Sun
Oracle
Reuters

Oracle Sun’ı Satın Aldı

O kadar ani oldu ki 1 Nisan’da falan olsaydı şaka olarak algılayabilirdim. IBM’le o kadar görüştükten sonra Sun için şaşırtıcı bir hamle sayılabilir.

Başta MySQL olmak üzere Java, OpenSolaris, OpenOffice gibi açık kaynak kodlu projelerin akıbeti ise asıl merak konusu.

MySQL konusunda tam olarak bir fikir oluşturamıyorum. Acaba akıldaki fikir Orackle için en kuvvetli alternatiflerden birini yok etmek mi? (ki bu durumda özgür yazılım dünyasında bir projeyi birdenbire öldürmenin pek mümkün olmadığını göz önüne almak gerek) Yoksa En kuvvetli alternatiflerden birine sahip olarak buna da destek vermek suretiyle Sun’ın bu konudaki pazar payını geliştirerek elde etmek mi?

Eskiden beri göyle midir bilemiyorum ama yazılım şirketleri birleşerek daha dev yapılara dönüşüyorlar. Umarım ki bu tekelciliğe yol açmaz…

Hayırlı ve Uğurlu olması dileğiyle

Kaynaklar:
Sun
Oracle
Reuters

HUBİT ve Bilişim Günleri

Bu sene Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Topluluğu (Hübit) olarak 8-9-10 Nisan tarihhlerinde Bilişim Günleri düzenliyoruz. Etkinliğe İş dünyası ve akedemik dünyadan bir çok önemli konuşmacı katılıyor. Afiş ve program hakkında bilgi edinmek için topluluğun internet sitesini kullanabilirsiniz. Ve çevirimiçi kayıt yaptırabilirsiniz.

Bilişim günleri afişi

Bilişim günleri afişi

Bu kısmı biraz hızlı geçiyorum çünkü her yerde okuyabileceğiniz tarzda bir tanıtım yazısını olmasını istemedim. Daha çok etkinliğin hazırlanışına dair kendi izlenimlerini aktarmak istedim.

Geçen sene Bilişim günlerinin ilkini düzenlemiştik. Birçok şeyi spnradan netleştirebildiğimiz için içeriği güzel ama tanıtımı pek de tatmin edici olmayan bir etkinlik olmuştu bizim için. Aslında başkalarının bir şeyler öğrenmesi için yapılan etkinlikler bir yandan da en çok içinde bulunanlara birşeyler öğretiyor.

Bu sene topluluğa çok taze kanlar katılmasını önceden çalışan arkadaşların da daha hevesli olmasından cesaret alarak biraz daha geniç çaplı düşünmeye çalıştık bu seferki etkinliği. Önceden Facebook, Bilgisayar Mühendisliği BÖlümünün haber grubu ve geç açılmış afişlerle duyurmuşken bu sefer stand afişleme ve el ilanları da eklenince pek de fena bir tanıtım olmadı gibime geliyor.

Günümüzde üniversite öğrencilerinin bir kısmında olan ilgisizliği yavaş yavaş kırıyoruz sanırım. Hem katılan hem de elini taşın altına sokan arkadaşların sayısı arttı.

Çevrimiçi kayıt yaptıran ve her gün iki oturuma katılan arkadaşalra da katılım belgesi veriyoruz. Bu katılım belgesi olayı özellikle standda beklediğimden daha fazla ilgi gördü. İnsanların ilgisi çekmesi açısından güzel bir durum fakat kendini geliştirmekten çok belgeye odaklanılması açısından da biraz üzücü olabiliyor.

Diğer üniversitelerden veya kesimlerden insanları da aramızda görmekten büyük mutluluk duyacağız. Çevirimiçi kayıt yaptırmayı unutmayın =)

İşe yarayabilecek bağlantıları da vereyim:

Topluluğun web adresi(Şimdilik sadece etkinlik afişi ve kayıt sistemi olsa da)
Facebook

Sonuç olarak yorulduk ama değdi. Beraber çalıştığımız tüm arkadaşlarıma da buradan teşekkür ediyorum. Etkinlikte görüşmek üzere…

Rss Feed Sorunu ve Google Analytics

Bu sefer kısa ve teknik bir yazı olacak.

Bir süredir sitenin rssfeedlerinin çalışmadığını farkettim. Googleda arama yaptım wordpress blogların böyle bir sorunu olduğundan bahsediyorlardı. Tamam dedim değiştirmek/ düzeltmek için birsürü şey denedim. En sonunda sorunu buldum.

Eğer sitenizde Google analytics ya da başka bir takipçi kod kullanıyorsanız bunu anasayfanın en üstüne koymaktan kaçınmalısınız. Mesela wordpresste rssnin başına da gelmeye çalışıyor ve sıkıntı oluyor.

Bense google analyticsin kodunu koyduğumu çoktan unutmuşum.

Belki birilerinin işine yarar diye yazayım dedim.