Yeni Hayat

Ucu kırılan kalemimi yeniden açıyorum artık,
Yeni hayatımı yazıyorum.
Koca günleri geçirmeye çalışıp ardarda,
Yıllardan kaçıyorum…
Ufak mutlulukları kovalıyorum artık.
Yarı zamanlı yaşıyorum.

Sinan Onur ALTINUÇ

Önerilen şarkı:

Uzun zamandır buraya bir şeyler koymadığımı farkettim. Aslında bunu yazalı bir süre oluyor ama buraya yeni koyuyorum. Yorumlarınız beni yüreklendirecektir yazmaya. :)

Pennywhistle Hobbit Theme

Bir süre önce aldığım pennywhistte’ımla kaydettim.

Yüzüklerin Efendisi’nin filmindeki “Concerning Hobbits” Temasının başında çalan kısmı kaydettim.

NOT:Clarke D Pennywhistle’la çalınış ve laptop’un standart mikrofonuyla kaydedilmiştir.

Bilişim Geyikleri

Bu yazı bu adresteki yazının. Uğurcan Ergün tarafından bu adresteki çevirisidir. Bilginize…

Geyikler çok hoşma gittiğinden ben de paylaşıyorum.

50. “Some things Man was never meant to know. For everything else, there’s Google.”
50-İnsanoğlunun asla bilmemesi gereken şeyler vardır.Geri kalan her şey için Google var.

49. “Failure is not an option — it comes bundled with Windows.”

48. “Computer games don’t affect kids; I mean if Pac-Man affected us as kids, we’d all be running around in darkened rooms, munching magic pills and listening to repetitive electronic music.”
48-Bilgisayar oyunları çocukları etkilemez.Kastettiğim odur ki eğer küçükken Pac-Man den etkilenseydik hepimiz karanlık bir odada katır kutur şeker yiyip sürekli tekrar eden elektronik bir müzik dinleyerek koşuşuyor olacaktık.

47. “COBOL programmers understand why women hate periods.”

46. “Artificial Intelligence usually beats natural stupidity.”
Yapay zeka genellikle doğal ahmaklıktan üstündür.

45. “To err is human… to really foul up requires the root password.”

44. “Like car accidents, most hardware problems are due to driver error.”
44- Donanım sorunları trafik kazaları gibidir çoğunluğu sürücü hatalarındandır.

43. “If at first you don’t succeed; call it version 1.0”
43- İlk defada beceremezsen adını 1. sürüm koy

42. “If Python is executable pseudocode, then perl is executable line noise.”
42-Eğer Python çalıştırılabilir sözde kod ise o zaman perl çalıştırabilir klavye tıkırtısıdır.

41. “Programmers are tools for converting caffeine into code.”
41-Programcılar kafeini koda çeviren faydalı araçlardır.

40. “Why do we want intelligent terminals when there are so many stupid users?”
40- Bu kadar ahmak kullanıcı varken akıllı terminalleri niye isteriz ki ?

39. “I can’t uninstall it, there seems to be some kind of ‘Uninstall Shield’.”

38. “See daddy ? All the keys are in alphabetical order now.”
38- Gördün mü baba ? Artık bütün tuşlar alfabetik sırada.

37. “Hey! It compiles! Ship it!”
37- Aha! Program derleniyor ! Hadi yollayalım!

36. “SUPERCOMPUTER: what it sounded like before you bought it.”
36- SÜPERBİLGİSAYAR: en azından almadan önce öyle görünüyordu.

35. “Yo moma is like HTML: Tiny head, huge body.”

34. “Windows Vista: It’s like upgrading from Bill Clinton to George W. Bush.”
34-Windows Vista : Bill Clinton’u bırakıp George W. Bush’u almak gibi

33. “The more I C, the less I see.”

32. “Life would be so much easier if we only had the source code.”
32-Sadece kaynak kodumuz olsaydı hayat çok daha kolay olurdu.

31. “My software never has bugs. It just develops random features.”
31-Programımda hata yok sadece rastgale özellikler üretiyor.

30. “The only problem with troubleshooting is that sometimes trouble shoots back.”

29. “Crap… Someone knocked over my recycle bin… There’s icons all over my desktop…”
29-Hass…. Birileri çöp kutumu devirmiş.Bütün masaüstümde simgeler var

28. “Relax, its only ONES and ZEROS !”
28- Rahatla onlar sadece birler ve sıfırlar.

27. “rm -rf /bin/laden”

26. “I don’t care if you ARE getting a PhD in it ! Get away from that damn computer and go find a woman !”
26- Üzerinde doktora yapıyor olsan da umrumda değil kahrolası bilgisayar başından kalk ve kendine bir sevgili bul.

25. “The great thing about Object Oriented code is that it can make small, simple problems look like large, complex ones.”
25- Nesneye yönelik programlama ile ilgili harika olan şey ufak,basit problemleri büyük ve karmaşıkmış gibi gösterebilmesidir.

24. “If brute force doesn’t solve your problems, then you aren’t using enough.”
24- Eğer kaba kuvvet sorununuzu çözmüyorsa yeterince kullanmıyorsunuz demektir.

23. “Programming is like sex, one mistake and you have to support it for the rest of your life.”
23- Programlama sekse benzer tek hatayla ömrünüz boyunca destek olmanız gerekir.

22. “Unix is user-friendly. It’s just very selective about who its friends are.”
22- Unix çok kullanıcı dostudur.Ama dostlarının kim olacağı konusunda baya seçicidir.

21. Microsoft: “You’ve got questions. We’ve got dancing paperclips.”
21- Microsoft: Sorularınız varsa danseden ataçlarımız var.

20. “I’m not anti-social; I’m just not user friendly”
20- Asosyalden ziyade kullanıcı dostu değilim.

19. The world is coming to an end… SAVE YOUR BUFFERS !”
19- Dünya’nın sonu geliyor tamponlarınız koruyun.

18. “If you don’t want to be replaced by a computer, don’t act like one.”
18- Bir bilgisayarın seni işinden etmesini istemiyorsan onlardan biriymiş gibi davranma.

17. “Better to be a geek than an idiot.”
17- Ahmak olmaktansa geek olmak yeğdir.

16. “I went to a gentleman’s cybercafe — and they offered me a ‘laptop dance’.”

15. “After Perl everything else is just assembly language.”
15- Perlden sonra bütün diller assembly gibidir.

14. “The Internet: where men are men, women are men, and children are FBI agents.”
14-İnternet adamların adam,kadınların adam ve çocukların FBI ajanı olduğu yerdir.

13. “There are 10 types of people in the world: those who understand binary, and those who don’t.”
13- Dünya’da 10 tip insan vardır ikili düzen anlayanlar ve anlamayanlar.

12. “Difference between a virus and windows ? Viruses rarely fail.”

11. “Hacking is like sex. You get in, you get out, and hope that you didn’t leave something that can be traced back to you.”
11- Hackerlık sekse benzer seni bulabilebilecek bir şey bırakmadığını umarak girer ve çıkarsın.

10. “1f u c4n r34d th1s u r34lly n33d t0 g37 l41d”

9. “Helpdesk: There is an icon on your computer labeled “My Computer”. Double click on it.
User: What’s your computer doing on mine?”
9- Teknik Servis:Masüstünüzde Bilgisayarım diye bir simge var ona çift tıklayın.
Kullanıcı:Bilgisayarının benimkinde ne işi var.

8. “I think Microsoft named .Net so it wouldn’t show up in a Unix directory listing.”
8- Bence Microsoft .Net adını Unix dizin sisteminde gözükmesin diye koydu

7. “If debugging is the process of removing bugs, then programming must be the process of putting them in.”
7- Eğer hata ayıklama, programı hatalardan temizleme işlemiyse programlamada o zaman hataları yerleştirme işlemi olmalı.

6. “Computer dating is fine, if you’re a computer.”

5. “Any fool can use a computer. Many do.”
5- Herhangi bir ahmak bile bilgisayar kullanabilir.Çoğu kullanıyor

4. “Hardware: The parts of a computer system that can be kicked.”
4- Donanım: Bilgisayarların tekmelenebilen kısmı.

3. “Those who can’t write programs, write help files.”
3- Program yazamayanlar yardım dosyaları yazarlar.

2. “You know you’re a geek when… You try to shoo a fly away from the monitor with your cursor. That just happened to me. It was scary.”
2- Geek olduğunuzu ekrana konan sineği fare imleciyle kovalamaya çalıştığınızda anlarsınız.Başıma geldi korkunçtu.

1. “Computer language design is just like a stroll in the park. Jurassic Park, that is.”
1- Programlama dili tasarlamak parkta gezinmeye benzer ama Jurassic Park’ta

Çaresizlik

En kötüsü ne biliyor musun
Kendini bile anlayamamak…

Bağırmak istediğinde,
Tek bir kelime bile bulamamak haykıracak,

Ağlamak istediğinde,
Neye ağladığını bile bilmeden ağlamak.

Bütün öfken biriktiğinde parmak uçlarında,
Delicesine yumruklamak istemek duvarları sebepsiz yere…
Bir tek duvar bile bulamamak üstelik.
Gevşetmek parmaklarını çaresize…

Ve onca seçenek arasında,
Hiçbir şey bulamamak yapacak…

Onca insan arasında olmak,
Ve yalnız kalmak aslında…

Bir tuali baştan aşşağıya siyaha boyamak,
Kalın bir notayı dinlemek sürekli müzik diye…

Ayna diye bir resme bakmak,
Bilmeden senelerce…

Sinan Onur ALTINUÇ

Gökkuşağını Yakalamak

Gökkuşağı gibi mutluluk aynı,
Görmek istediğin bütün renkler,
Bir araya gelmiş gibi.
Bütün güzellikler bir arada sunulmuş sana.
Bir parça kırmızı heyecan,
Biraz mavi özgürlük,
Biraz yeşil huzur…

Gökkuşağını kovalamak,
Mutluluğu kovalamak gibi aynı.
Senin her adımında,
Bir adım daha uzaklaşır senden.
Ne kadar hızlı koşarsan ona doğru,
O kadar hızlı kaçar senden.
Üstelik de
Altında yatan bir kazan altın,
Umrunda bile değilken…

Asıl garip olan,
Heryerdedir aslında gökkuşağının renkleri.
Ama hepsini bir arada istersin sen.
Oysa ki sadece görebilirsin gökkuşağını,
Dokunamazsın…

30.06.2010
Sinan Onur ALTINUÇ

Apple, Adobe ve Web Standartları

Bildiğiniz gibi Apple’ın iPad’lerde Flash’ı desteklemeyeceğini(izin vermeyecekleri) açıklaması büyük tartışmalar yaratmıştı. Yakın zamanda Apple’ın kurucusu ve CEOsu Steve Jobs, Flash hakkındaki düşüncelerini bir açık mektupla duyurdu. Mektupta genel olarak

  • Tamamen Adobe’un malı olduğu için Açok (Open) Web standartlarına uymadığı
  • Webdeki videoların çoğu Flash arayüzlü olsa da çeşitli uygulamalarla onlara erişilebileceği
  • Flash’ın yeterince güvenli bir sistem olmadığı
  • Güç tüketiminin fazla olduğu
  • Dokunma ile sağlanan etkileşimin verimli kullanılamaması
  • Flash ile uygulama geliştirilmesinin geliştiricileri kısıtlaması, yarı standart uygulamalar üretmesi ve platformun özellikleri etkili kullanamaması

konularına değinmiş. Atrıca Flash’ın HTML5 gibi standartların gelişmesiyle pek de gerekli olmayan bir teknoloji olacağını düşünüyor.

Apple tarafından bakınca haklı oldukları noktalar olduğunu söylemek gerek. Fakat burada dikkat çekilmesi gereken daha önemli noktalar var. Flash konusunda söylediklerinde haklı olması Steve Job’un tutumunu haklı çıkartmıyor. Özellikle sattığı cihazların kullanımı konusunda kendi kullanıcılarını ne kadar kısıtladığını ve iPhone ve iPadlere uygulama geliştirmek için sadece Mac kullanabildiğimizi, Apple Store dışında yazılım yükleyemediğimizi göz önüne alırsak, Apple’ın özgürlük, açık standartlar gibi kavramlar üzerinden Adobe’u eleştirmesini biraz garip karşıladım.

Apple’ın kullanıcının kullandığı yazılımları ve platformları bu kadar kısıtlaması işin garip bir tarafı. Standart olarak flasın gelmemesi, tavsiye edilmesi fakat yine de bunun kullanıcının tercihine bırakılması çok daha etkili bir çözüm olurdu.

Özetle Adobe’ın belli konularda haksız olması Apple’ı bu konuda haklı yapmıyor bence.

Bu düşüncelerimin üzerine FSF’dan (Free Software Foundation) John Sullivan’ın yaptığı bir açıklama konuyu bence daha net bir biçimde ele alıyor.

Steve Jobs’un açık standartların ve özgür webin önemine dikkat çektikten sonra ortaya koyduğu çözümün saçma olduğunu savunuyor ve insanların Adobe’un tescilli yazılımlarıyle Apple’ın duvarlarla çevrilmiş bahçesi arasında bir seçim yapmaya zorlandığını özgürlüğün ikisiyle de alakasız olduğunu anlatmış.

Hele şükür birisi duygularımıza tercüman olmuş…

Okyanus Gibi Hayat

Okyanus gibi hayat,
Uçsuz, bucaksız.
En uzakları bile görebiliyorsun,
Havayı okuyorsun bulutlardan.
Zaten güzelce de bir teknen var,
Karada gibisin neredeyse…
Her taraf bildiğin su güya,
Hiçbir şey bildiğin gibi değil aslında…
Çok yanılıyorsun…

Öyle bir an geliyor ki,
Sana hayat veren su,
Canını almak için kovalıyor seni.
Gördüğün o ufuk,
Bir anda kayboluveriyor sislerin arasında,
Gökyüzünün mavisini,
Ucundan bile göremiyorsun kara bulutlardan.
Tekne dediğin o şey,
Yapraklardan farksız fırtınada.
Hiç sallanmadığı kadar sallanıyor hayatın.
Hiç korkmadığın kadar korkuyorsun.

Sonuna kadar geriliyor halatlar,
Duyabildiğin tek şey,
Rüzgarın sesinden başka,
Gıcırtısı ve çatırtısı direklerin.
Kendi sesin bile kaybolup gidiyor,
Sen bile duyamıyorsun kendini.
Tanıyamıyorsun bildiğin dünyayı.
Ya da bildiğini sandığın…

Olur da sağ kalırsan,
Korkuyla yaşıyorsun artık.
Her bulut felaket tellalı oluyor,
Her rüzgar ölüm fermanını okuyor sanki.

Ne ayrılabiliyorsun okyanustan,
Ne de cesaretin var yelken açmaya.
Ne bir evin var artık kalacak.
Ne de sağlam bir teknen kaldı devam edecek.

Belki de en korkuncu.
Günlük güneşlik ertesi sabah.
Sanki hiçbir şey olmamış gibi,
Öyle güzel ki gökkuşağı…
Biliyorsun, fırtınalar vardır,
Ama inanamıyorsun…

16.04.2010
Sinan Onur ALTINUÇ

Alışmak

Önce alışmayı öğrendim,
Geçen seneler boyunca
Yediğim her yemeğe,
Yürüdüğüm her yola,
Hatta soluduğum havaya alıştım.
Öyle alıştım ki hatta,
Hiç farklı olmamıştı sanki,
Öncesinde bile hayatım.
Sanki yaşanabilecek,
Tek bir hayat vardı şu dünyada;
Benimkisiydi o da…

Seneler yine geçti.
Birdenbire farkına vardım.
Sanki en derin yerinde,
Uyandırılmışım gibi uzun bir uykunun.
Şaşırmayı öğrendim yeniden.
Zaten bildiğim her şeyi,
Yeniden, yeniden öğrendim.

Yeniden tattım herşeyi,
Yollardan yeniden yürüdüm,
Her zamankinden güzeldiler sanki.
Yeniden soludum aynı havayı,
Sanki farklı kokuyordu bu sefer.

Bir tek sebebi vardı aslında,
Tek bir yolu vardı bunları farketmenin.
Veda vakti yaklaşıyordu işte…

Odamı toplar gibi paketlere,
Bir anımı topladım her bir köşeden.
Veda eder gibi insanlara,
Tek tek hoşçakal dedim bütün ağaçlara içimden.
Sabaha karşı öten kuşların sesini,
Bir veda şarkısı gibi dinledim bu sefer.

İstesem de istemesem de,
Hazır sayılırım artık.
Alıştığım onca şeyi bırakmaya.
Alışkanlıkları rafa kaldırmaya anıların yanına…

Yeniden şaşırmaya yeni şeylere,
Ve yeniden alışmaya…

11.04.2010
Sinan Onur ALTINUÇ

Yolculuk

Keşke, yolculuk etmek kadar basit olsa hayat.

Ne kadar hızlı gittiğini sen bilirdin o zaman,
Manzara güzelse yavaşça giderdin.
Sıkıldıysan da basıverirdin gaza…
Bir anmış gibi gelmezdi sevinçler,
Ya da üzülmek zorunda kalmazdın geceler boyu.

Durup keyfini çıakrta bilirdin manzaranın.
Şöyle bir bakardın doya doya,
Azında kalan tatla yetinmek zorunda kalmazdın o zaman.
Ne zaman istersen,
O zaman devam ederdin yola…

Hiç dönmeyecek olsan bile belki,
Dönebileceğini bilerek yaşardın.
Üzülmeden kaçırdıklarına,
Bir özlem olmadan geçmişe,
Ve belki de pişman olmadan…

Yolculuk gibi olsaydı hayat,
Haritası olurdu bir de.
Yanlış yöne gitmezdin.
En yakın kavşantan dönerdin gitsen bile,
Kaybolmaktan korkmadan yaşardın o zaman…

Sinan Onur ALTINUÇ
07.12.2009

Google Chrome OS

Google’ın işletim sistemi çıkartacağına dair dedikodular çok önceden İnternet’te duyulmaya başlamıştı. Hatta söylendiğine göre daha Google buna karar vermeden böyle şeyler söyleyenler vardı. Bu söylentiler Google’a ilham kaynağı oldu. Öncelikle bir çeşit Linux dağıtımı olacağını duyduk daha sonra bir Ubuntu türevi olacağını duyduk.Herkesin kendine göre bir beklentisi gelişti. Ben de bu yazıyı Google Chrome OS’un ne olduğunu var olanlardan ne farkı olduğunu anlatmak için yazıyorum.

İngilizceyle aranız iyiyse şu videoyu izlemenizi tavsiye ediyorum. Google’ın Chrome OS’u tanıtmak için hazırladığı bir video.

Google Chrome OS’un ne olduğunu anlayabilmek için Chrome‘un en azından ne olduğunu bilmeniz gerekir. Chrome Google’ın hazırladığı webkit motorunu kullanan bir web tarayıcısıdır. Temel amacı kullanımı kolaylaştırmak, basit ve hızlı bir web deneyimi sağlamaktır.

Chrome OS ise bir işletim sistemidir. İsminde Chrome bulundurmasının sebebi kendi içerisinde Chrome tarayıcısını çalıştıran bir işletim sistemi olmasıdır. Başka bir işletim sisteminde de pekala tarayıcı çalıştırabilirsiniz fakat Google Chrome OS bilgisayar başında asıl yaptığı İnternet kullanmak olan kullanıcılar için ortaya atılmış bir işletim sistemidir. İnternet olmadan pek anlamlı olduğu söylenemez.

Beklentilerin aksine Google tarafından desteklenecek olan masaüstü bilgisayarlar için olan bir Linux dağıtımı değildir. Şu anda kaynak kodundan derlenerek bilgisayarınıza denemek amacıyla kurulabiliyor olsa da asıl amacı Apple mantığıyla belirli donanımlar üzerinde (ki bu çoğu zaman netbooklar) sorunsuz çalışmak üzere geliştirilmektedir. Klasik bir bilgisayar kullanıcısının bütün ihtiyaçlarını karşılamak amaçlanmamıştır. Tamamen hafif istemci (thinclient) mantığına göre yapılmıştır ve bütün uygulamaları web uygulamalarıdır. (E-posta, video izleme, müzik dinleme, oyun oynama, ofis uygulamaları,…) diğer yandan internette kullanabileceğiniz tüm web uygulamaları da aynı zamanda bir Chrome OS uygulamasıdır. Dolayısıyla yükleme gerektirmezler.

Proje basit şekilde çekirdeğin Chrome tarayıcısının değiştirilmiş bir versiyonunu çalıştırmak için özelleştirilmesi bunun yanında gerekli olmayacak bütün servislerin ve uygulamaların yok edilmesi ve duruma uygun kütüphanelerin, yazılımların geliştirilmesi olarak özetlenebilir. Google’ın açıklamasına göre “Televizyon mantığında açılıp kapatılarak kullanılabilen bir İnternet cihazı için öngörülen bir işletim sistemidir.”

İnternette dolaşan Türkçe haberlerde malesef haberciliğin kötü örneklerini gördük. Google’ın “Sabit disk ve RAM’e ihtiyaç duymayan işletim sistemi geliştirdiğine” dair haberler yayınlandı. Malesef bunlar meselenin bilgisiz kişiler sonucu haber yapılması tercümelerin ise eksik ve yanlış yapılması ile ilgili durumlar. Hiç RAM’e ihtiyaç duymadan şu andaki bilgisayar mimarilerinde bir işletim sisteminin çalışması mümkün değildir. Asıl söylenmek istenen “fazla” RAM ve disk alanına ihtiyaç duymayan bir işletim sistemi olduğu dolayısıyla son derece ucuz donanımlarla performans gösterebileceğidir. Dönen diskli bellekler yerine flash bellek gibi bellek üniteleri tercih edilecektir. Bu bellekler de önbellek olarak (cache) kullanılarak sistem performansını arttırmayı amaçlamaktadır. İşletim sisteminin kendisi ise salt okunur (read only) bir kısımda bulunarak herhangi zararlı bir yazılımın etkisinden korunmuş olacaktır.

Özetlemek gerekirse:

  • Google Chrome OS Chrome tarayıcısını çalıştırmak için asgari düzeyde hizmet ve yazılım koşturacak bir işletim sistemidir.
  • Verilerinizin tümü İnternet’te depolanır. Mevcut donanım üzerindeki veriler performansı arttırmak için önbelleklemede kullanılır.
  • Uygulamaların tümü web uygulamasıdır. Chrome OS ile bütün web uygulamaları da kullanılabilir. Herhangi bir uygulamanın yüklenmesi söz konusu değildir.
  • (Televizyon mantığıyla) Hızlı başlayan ve hızlı çalışan İnternet cihazları içindir.
  • Başka bir cihazda oturum açıldığında tamamen aynı arayüz ve aynı uygulamalarla karşılaşılır.
  • Kullanıcı verileri önbellekte tamamen şifrelenmiş biçimde saklanır, böylece bir başkasının veriye erişmesi engellenir.
  • Hız, basitlik ve güvenlik öğeleri üzerinde tasarlanmıştır.
  • Masaüstü (ta da dizüstü) bilgisayarınızın yanına bir internet cihazı olarak öngörülmüştür. Kullanacağınız ana işletim sistemi olarak tasarlanmamıştır.
  • Usb gibi arayüzlerden kendi bellek ünitelerinize erişmenize olanak sağlar (film izlemek, resimlere bakmak)
  • Chrome OS açık kaynak kodlu bir projedir ve açık kaynak kodlu teknolojiler kullanır.
  • Proje sonuca ulaştığında firmalarla anlaşılarak İnternet kullanımı için özelleşmiş Chrome OS cihazları çıkacaktır.

Bir arkadaşım kaynak kodundan Chrome OS’u kendi bilgisayarında derledi ve çalıştırdı. İzlenimlerini okumak isterseniz yazıya buradan ulaşa bilirsiniz.

Daya ayrıntılı bilgiye İngilizce olmak üzere şuralardan erişebilirsiniz:

  • http://en.wikipedia.org/wiki/Google_Chrome_OS
  • http://googleblog.blogspot.com/2009/07/introducing-google-chrome-os.html
  • http://www.techradar.com/news/software/operating-systems/10-things-to-know-about-google-chrome-os-614370
  • http://www.youtube.com/watch?v=5JyFbF7QFlY (Open Source Announcement)