Yine bir şiir

O kadar şey var ki…

Yapılacak o kadar şey var ki aslında.
Gidilecek o kadar yer,
Anlatılacak o kadar hikaye,
Sevilecek o kadar insan…

Hepimizin geldiği yer aynı değil mi aslında?
Neden peki bu soğukluk birbirimize tutunacağımıza?
Bütün insanlar kardeşin, şehirdeki herkes hemşerin değil mi?
Bir başlasan sevmeye, sevecek o kadar çok insan var ki…

Herşeyin bir hikayesi var aslında.
Her ağacın, her her yolun, her insanın,
Hepsi olmaz belki ama, dinlemek lazım, anlatmak da…
Bir başlasan anlatmaya, o kadar çok hikaye var ki…

Herşey yürümek kadar kolay aslında.
Öyle fersahlarca değil aslında dünya.
Bütün yollar ilk adımın ardında.
Bir başlasan gitmeye, o kadar çok yer var ki…

Korktuğundan başlamaz insan aslında.
Belki halinden memnun olduğunu sandığından,
Ama çoğu zaman, nerden başlayacağını bilmediğinden.
Bir başlasan yapmaya, o kadar çok şey var ki…

Sinan Onur ALTINUÇ
____26 Kasım 2006____

Amaçlar, sonuçlar…

Uzun zamandır yazmamışım. Her seferinde böyle diyorum gerçi burdan pek sık yazmadığım anlaşılabilir. 🙂 Neyse zaten görünüşe göre çok okuyan da yok. Bir iki sıkı takipçi dışında raslamadım onlara da teşekkür edeyim.

Sadede gelelim.

Felsefi yazı ya da onun gibi görünmeye çalışan birşey olacak ama yine de sıkmamaya çalışıcam.

Hiç birşeyi yapmaya başladıktan sonra, epeyce de ilerledikten sonrageriye dönüp de bi bakıyor muyuz? Yani öyle ne kadar yol almışım diye değil her zaman. Yola ne için çıkmıştım. Nereye gitmek istiyodum? Nereye gidiyorum? Daha mı iyi oldu? Yoksa sadece yürümeye alıştığımız için mi devam ediyoruz. Amaçlarımız mı değişmiş? Belki yolda bize eşlik edenler gitmek istediğimiz yerden daha kıymetli olduğu için ediyoruz. Belki dediğim gibi sadece alışkanlık. Belki de gitmeyince birşeylerin değişeceğini biliyoruz. Değişmekten hep korkuyoruz.

Belki yukardaki paragrafı okuyunca neler saçmalamış bu sefer bu oğlan diyen olabilir. Ama benim gibi hissetmiş olan varsa anlaması çok zor olmayacaktır herhalde. Bazen durup da geriye bakmak gerekir. Hatırlamak gerekir. Baştan düşünmek gerekir. Baştan düşünmek lazım, en başından.

Durma vakti mi? Geri dönme vakti mi? Her zaman yolun götürdüğü yer değil mi yoksa önemli olan. Yolda olmak mı ya da yol arkadaşları mı?

Yine düşünülmesi gereken biiirsürü şey. Yine kafa karışık ve hala yapılması gereken çok iş var.Bir de bu kadar soru sormak hayra alamet mi? Doktor bey iyileşecek miyim? 🙂

Hayat

Hayat öyle birşey ki…
Önünde üçsuz bucaksız bozkırlar, ovalar,
Arkanda ise kocaman camdan bir duvar.
Bırak geri gitmeyi;
Şöyle bir durmaya kalksan bile,
Soluklanmak için bir fırsat arasan,
Ona bile fırsat bırakmaz.
Koşsan da, yürüsende farketmez,
Hep arkandadır,
Hep bir adım arkanda…
Sadece bakabilirsin geriye cam duvardan,
Ama bakmak için bile duramazsın…

Ne yöne gidersen git farketmez,
Yokuşlar da vardır hep, inişler de,
Kimisi daha dik, taşlı, dikenli,
Ama yine de;
Kabuk bağlar yaraların,
Nasır tutar ayakların,
Bir parça yardımcı olur yürümene,
Ama durmana hiç izin vermez,
Hep yürümelisin…
Ayağın taşa takılsa bile,
Tökezleyip devrilsel bile yürümelisin,
Bırak beklemeyi,
Acıdan kıvranmaya bile vaktin yok!
Elinden tutan olur bazen,
Tökezleyince kaldıran
Ama onlar bıraksa bile yürümelisin.

Kimi zaman gittiğin yerin,
Geride bıraktığından beter olduğunu bile bile yürümelisin,
Hiç bilmediğin, göremediğin yerlerin umuduyla yürümelisin…
Duvarın gerisi erişilmez belki,
Ama kendin seçersin gideceğin yeri.
Hem kimbilir…
Belki ilerisi daha güzeldir geldiğinden,
Kimbilir…
Belki yeniden tutan olur elinden,
Belki bıraktıkların geri gelir.
Kimbilir…

29 Mayıs 2006