Bir Gün Daha

Bir diğerinin ardından,
Bir gün daha…
Sıradan güzelliklerle süslenmiş yine.
Yine sıradan sıkıntılar var;
Herhangi bir gündeki dertler yine…
Yine aynı havayı soluyorum,
Aynı yerde yaşıyorum.
Aynı sudan içiyorum.
Arada bir aynı değişiklikleri yapıyorum.
Aynı yere gidiyorum kafa dağıtmak için.
Şimdi de,
Aynı yerde oturmuş;
Aynı şeyleri düşünüyorum…
“Bir diğerinin ardından,
Bir gün daha geçti yine…”
Yine umuyorum her günkü gibi:
“Yarın bambaşka bir gün olacak.”

14.06.2007

Yaşamaya Dair

Bir şiirin insana ilham vermek yerine olanı da alabileceği hiç aklıma gelmemişti. Bazı şeyler o kadar güzel söylenmiştir ki üstüne söyleyecek bir şey bulamazsınız. Demeye çalıştığınız herşey o güzelliği incitir. Şairin görevi de birşey yazmamak olur bu durumda… Benimkisi de öyle bi durum.

Yazmıyorum arkadaşım burda hazır yazılmışı var 🙂

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi meselâ,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani, o derecede, öylesine ki,
meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut, kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak, yani ağır bastığından.

Nazım Hikmet

Birazdan gün doğacak

Gün doğacak birazdan,
Önce bulutlar müjdeleyecek aydınlığı
İlk kuşlar selamlayacak yeni günü
Sonra kızıl bir ışıkla belli edecek kendini

Gün doğacak birazdan,
Geceyi delecek önce ağırdan,
Açık edecek ne varsa gecenin sakladığı
Ve kaybedecek ne kadar yıldız varsa gökyüzünde.

Gün doğacak birazdan,
Yırtıp atacak yavaşça geceyi
Hem seslerine son verecek gecenin
Hem de sessizliğine…

Gün doğacak birazdan,
Umut doğacak Yüzlerce insan için.
Ne olduğundan bile haberi olmayan,
Yüzlerce insan kaybolmuş rüyalarında…

Gün doğacak birazdan,
Öncesi ve sonrası olacak sadece,
Gün yeni bir gün olacak,
Ve gece eski bir gece…

Gün doğacak birazdan,
Uyanırken doğa uykusundan,
Gün doğumunu izleyenler benim gibi,
Uykuya dalacak artık…

27 Mayıs Pazar (Gündoğumundan hemen önce)

Müzikle beraber yazmak iyi oluyormuş 🙂
Bittiğinde Epica – Memory (Accoustic) (From Cats) çalıyordu.

Hayal

Bir süredir tembellik yapıp birşeyler yazmadığıma dair şikayetler alıyorum. Hak vermiyor değilim. Neden yazmadığımı bilmiyorum ama belki ilham belki istek meselesi. Herneyse birşeyler karalamamnın zamanı gelmişti. İşte, umarım beğenirsiniz.

———————–

Görebiliyorum heryeri kaplayan beyaz örtüyü,
Tek bir kar tanesi olmasa bile ortada;
Hissedebiliyorum kılın soğukluğunu kıştan eser kalmasa bile,
Soluyabiliyorum serin havayı ve ayılabiliyorum…

Hissedebilyorum güneşin tenimi yaktığını,
Duyabiliyorum dalgalarını sesini,
Ve o hafif meltemin verdiği rahatlığı,
Uzakta bile olsa o günler hissedebiliyorum.

Görebiliyorum dağların arkasını, ve okyanusların…
Sadece bir resimden ilham alıp orada olabiliyorum.
Hiç gitmediğim bir yere gideibliyorum.
Hiç gidilmemiş bir yere, bazen hiç varolmayanlara bile…

Hayal edebiliyorum çünkü…
Aslında birçok şeyin tutsağı olsak da hayatta;
Kendi yarattığımız kelepçelerle bağlasak da kendimizi,
Ben bile zaptedemiyorum kendi zihnimi, kendi hayallerimi.

Yaşayabiliyorum kendi dünyamda.
Sanki savaşlar hiç olmuyormuş gibi,
Çocuklar hiç aç kalmıyormuş gibi,
En azından gözlerimi kapattığım birkaç dakika…

eski bi şiir

Tarih falan atmamışım ne zaman yazdığımdan emin değilim bir seneyi geçti sanırım ama paylaşmak istedim…


Kar Tanesi

Bir kar tanesi gibi ruhum,
Her bir kar tanesi gibi,
Her bir kar tanesi gibi kalabalıkta,
Her bir kar tanesi gibi yalnız,
Her bir kar tanesi gibi beyaz,
Her bir kar tanesi gibi soğuk,
Her bir kar tanesi gibi nadir,
Her bir kar tanesi gibi narin,
Her bir kar tanesi gibi eriyecek bir gün.
Buharlaşacak…
Yeni bir kar tanesi gibi,
Yeniden hayat bulacak,
Belki yağmur damlası olacak,
Her zaman farklı bir biçimde,
Ama hep aynı ben olacak…

————————-
Şu günler gerçekten garip ne sevinceğime seviniyorum doğru dürüst, ne üzülmem gerekene üzülüyorum.
geçer herhalde dimi… 🙂

Siz yine de yorum falan yazın sevinirim ben yine de…

Yine bir şiir

O kadar şey var ki…

Yapılacak o kadar şey var ki aslında.
Gidilecek o kadar yer,
Anlatılacak o kadar hikaye,
Sevilecek o kadar insan…

Hepimizin geldiği yer aynı değil mi aslında?
Neden peki bu soğukluk birbirimize tutunacağımıza?
Bütün insanlar kardeşin, şehirdeki herkes hemşerin değil mi?
Bir başlasan sevmeye, sevecek o kadar çok insan var ki…

Herşeyin bir hikayesi var aslında.
Her ağacın, her her yolun, her insanın,
Hepsi olmaz belki ama, dinlemek lazım, anlatmak da…
Bir başlasan anlatmaya, o kadar çok hikaye var ki…

Herşey yürümek kadar kolay aslında.
Öyle fersahlarca değil aslında dünya.
Bütün yollar ilk adımın ardında.
Bir başlasan gitmeye, o kadar çok yer var ki…

Korktuğundan başlamaz insan aslında.
Belki halinden memnun olduğunu sandığından,
Ama çoğu zaman, nerden başlayacağını bilmediğinden.
Bir başlasan yapmaya, o kadar çok şey var ki…

Sinan Onur ALTINUÇ
____26 Kasım 2006____

Hayat

Hayat öyle birşey ki…
Önünde üçsuz bucaksız bozkırlar, ovalar,
Arkanda ise kocaman camdan bir duvar.
Bırak geri gitmeyi;
Şöyle bir durmaya kalksan bile,
Soluklanmak için bir fırsat arasan,
Ona bile fırsat bırakmaz.
Koşsan da, yürüsende farketmez,
Hep arkandadır,
Hep bir adım arkanda…
Sadece bakabilirsin geriye cam duvardan,
Ama bakmak için bile duramazsın…

Ne yöne gidersen git farketmez,
Yokuşlar da vardır hep, inişler de,
Kimisi daha dik, taşlı, dikenli,
Ama yine de;
Kabuk bağlar yaraların,
Nasır tutar ayakların,
Bir parça yardımcı olur yürümene,
Ama durmana hiç izin vermez,
Hep yürümelisin…
Ayağın taşa takılsa bile,
Tökezleyip devrilsel bile yürümelisin,
Bırak beklemeyi,
Acıdan kıvranmaya bile vaktin yok!
Elinden tutan olur bazen,
Tökezleyince kaldıran
Ama onlar bıraksa bile yürümelisin.

Kimi zaman gittiğin yerin,
Geride bıraktığından beter olduğunu bile bile yürümelisin,
Hiç bilmediğin, göremediğin yerlerin umuduyla yürümelisin…
Duvarın gerisi erişilmez belki,
Ama kendin seçersin gideceğin yeri.
Hem kimbilir…
Belki ilerisi daha güzeldir geldiğinden,
Kimbilir…
Belki yeniden tutan olur elinden,
Belki bıraktıkların geri gelir.
Kimbilir…

29 Mayıs 2006