Veda Vakti

En sonunda bi yaz daha bitti ha…
Herkesinki başlamış sanırım yine sona kaldık, pek şikayetçi olduğum da söylenemez hani.

Şimdiye kadar zaman saymakla hiç gideceğimi anlayamadım gideceğimi. Anlamaktan kasıt; hani birdenbire “dınk” eder ya kafaya. Farkedersin; günlerim farklı geçecek farklı insanlar göreceğim, standartlar değişecek. Hayat değişecek yani. İşte öyle takvime bakmayla anlayamadım ben hiç. Ya arabaya binince aklım başıma gelir; “Gidiyoruz işte yine” derim, bi de eşyaları toplarken… O bu neyse de bilgisayarı toplamak biraz koyuyor bana. Çok kullandığımız şeyleri kişiselleştirme özelliğimizle ilgili birşey sanırım (Tamam biraz da üşengeçlik var kabul etmeli).[Hayır burda mantık hatası yok, Kardeşimin bilgisayarını geçici olarak ele geçirdim]

Bakılmak üzere kenara ayılmış fakat bakılmamış kitaplar bir kez daha bakılmamak için paketlerdeki yerini aldı. Tabii aklımdan da birkez daha geçti yaparım dediklerim. Bilmiyor değildim aslında ya, yine de yaparım demesi zevkli oluyor. Bi daha olsa bi daha yaparım yani 🙂 Kitaplar kıyafetler bilgisayar derken paketlenen eşyaların yerine bir hüzün çöküyor. Belki de birşeylerin değişmeye başladığını farkettiğimiz yer olduğu için toparlanırken anlıyoruz.

Garip aslında. Tuhaf bi denge var. Her ayrılık ayrılık olduğu kadar da kavuşma. O yüzden bu melankolik hava varıncaya kadar devam ediyor. Doğası gereği herşeye hemen alışan insanoğlu buna da alışıyor. İşte bu yüzden iki taraf da insanın evi oluyor.

Yetti boş boş oturduğumuz. Bir haftaya kadar başlıyor.Çoğunlukla nası başladığını bile anlamıyoruz ya… Belki yaparım dediğim şeyleri yapmaya başlarım.

Masalcının İnancı

İnternette gezinirken rastladım paylaşmak istedim Orjinali şöyle:

The Storyteller’s Creed:I believe…
…that Imagination is stronger than Knowledge.
…that Myth is more potent than History.
…that Dreams are more powerful than Facts.
…that Hope always triumphs over Experience.
…that Laughter is the only cure for Grief.

And I believe that Love is stronger than Death.

Türkçeye çevirdim kendi çapımda daha iyi çevirilere de açığım bu arada:

Masalcının İnancı:İnanıyorum ki…
…hayal gücü bilgiden kudretlidir.
…efsaneler tarihten etkilidir.
…rüyalar gerçeklerden güçlüdür.
…umut deneyime galip gelir.
…kederin tek ilacı kahkahadır.

Ve inanıyorum ki Sevgi, Ölümden güçlüdür.

Tabi kaynak göstermeyi de unutmayalım. İşte burası

Boş zamanlar…

Aslında dünyada yapılabilecek o kadar iş varken yine de insanoğlu oturup sıkılabiliyor. Bütün insanoğlunungenden gene nesilden nesile aktarılan genetik/kronik hastalığı bu galiba. BEnde de son zamanlarda belirtileri epey görülmeye başladı. Yaz için yaparım dediğim şeylerin listesini kafamdan geçiriyorum ve hepsini sonra yapmak için erteliyorum. Yani hem birşey yapmamaktan canım sıkılıyor hem de canım patmak istemiyor. Sanırım çevremlerdeki insanların bir kısmı da aynı dertten müzdarip.

Varsa bir önerisi bir dedavi önerisi bekliyorum.

B arada başka bir noktaya da parmak basmak istiyorum. Bunları okuduğunuza göre giriyosunuz buraya sağolun varolun. Ama kim giriyor ne kadar giriliyor bilmiyorum ki. Bir blogcunun en çok istediği şey yorum yazılmasıdır. Noolur yorum yazın 🙂

Sağlıcakla kalın…

Hayat

Hayat öyle birşey ki…
Önünde üçsuz bucaksız bozkırlar, ovalar,
Arkanda ise kocaman camdan bir duvar.
Bırak geri gitmeyi;
Şöyle bir durmaya kalksan bile,
Soluklanmak için bir fırsat arasan,
Ona bile fırsat bırakmaz.
Koşsan da, yürüsende farketmez,
Hep arkandadır,
Hep bir adım arkanda…
Sadece bakabilirsin geriye cam duvardan,
Ama bakmak için bile duramazsın…

Ne yöne gidersen git farketmez,
Yokuşlar da vardır hep, inişler de,
Kimisi daha dik, taşlı, dikenli,
Ama yine de;
Kabuk bağlar yaraların,
Nasır tutar ayakların,
Bir parça yardımcı olur yürümene,
Ama durmana hiç izin vermez,
Hep yürümelisin…
Ayağın taşa takılsa bile,
Tökezleyip devrilsel bile yürümelisin,
Bırak beklemeyi,
Acıdan kıvranmaya bile vaktin yok!
Elinden tutan olur bazen,
Tökezleyince kaldıran
Ama onlar bıraksa bile yürümelisin.

Kimi zaman gittiğin yerin,
Geride bıraktığından beter olduğunu bile bile yürümelisin,
Hiç bilmediğin, göremediğin yerlerin umuduyla yürümelisin…
Duvarın gerisi erişilmez belki,
Ama kendin seçersin gideceğin yeri.
Hem kimbilir…
Belki ilerisi daha güzeldir geldiğinden,
Kimbilir…
Belki yeniden tutan olur elinden,
Belki bıraktıkların geri gelir.
Kimbilir…

29 Mayıs 2006